Blog Widget by LinkWithin

Çantalarınız çok daha şık olacak

Baştan çıkaran 7 erkek tipi

Bayanları baştan çıkaran 7 erkek tipiKadınları Baştan Çıkaran 7 Erkek Tipi. Haber detayımıza bir göz atınız.

Neden bazı erkeklerin tüm bayanların ilgisini çektiğini düşündünüz mü? Bunu farkedince 'Tipi de yok ama.. Nasıl oluyor?' diye düşündünüz mü? İşte o erkeklerin yedi tipini ele alıyoruz.

1. Romantik çocuk

Klasik sevgiye inanır. Devamlı olarak sevgilisine çiçekler ve çikolatalar alır ve akşam yemeği sırasında da masada çeşitli renklerde mumlar vardır. Kız arkadaşını sık sık arayarak onu düşündüğünü söyler ve gözlerine bakarak ne hissettiğini anlatır.

Neden karşı konulamaz?

Bir kadın, takdir edilmek için sever ve romantik çocuk da bunu sık sık yapar. Esas oğlan, romantik hareketlerle kız arkadaşını düşündüğünü ona gösterir ve hissettirir. Buna karşılık kadında aynı şekilde karşılık verir.

2. Kendine güvenen çocuk

Bu tip, kendine aşırı güvenir. Topluluk içinde oldukça iddialıdır ve onu gördüğünüz zaman güç ve kontrol havası alırsınız. İlişkisindeyse, diğer erkekleri kıskanmaz ya da kız arkadaşının erkek arkadaşları ya da çalışma arkadaşlarını bir tehdit olarak görmez.

Neden çekici?

Kadınlar, kendine güvenen erkeklere ilgi duyar. Bunu iyi düşünün: Büyükseniz eğer, muhtemelen aynı şeyi düşüneceksinizdir. Kendine güvenen erkekler, sevgililerinden birşey yapmak için onay beklemez ve bu hareketleri, kendine güvenen tipleri daha da çekici kılar.

3. Sanatçı çocuk

Bu sanatçı tip hayatı anlık yaşar. Genelde, karşı cinse kur yapmak için yaratıcı tarafını kullanır. Örnek olarak ona bir şarkı yazar ya da onun için resim yapar.

Neden çekicidir?

Her kadın kendini özel ve yegane hissetmek ister. Onu, böyle hissettirmek için başka bir yol yoktur. Karşı cins, yaratıcı tipin yaratıcı aklı ve onu, sanatına uygulamasına ayar olur.

Karizmatik, asi, akıllı ve düşünceli çocuklar da kızların ilgisini çeker.

4. Yabancı çocuk

Uzak egzotik bir ülkeden gelir; Şirin bir aksanı ya da dünya için farklı görüşü vardır. Bağlı olduğu topluluğun gelenekleri ve günlük davranışları biraz acayip olabilir, ama her zaman eşsiz bir çekiciliği vardır. Ama unutmayın ki bu kategoriye girmek için bir yabancı olmak zorunda değilsiniz. Eğer çok yolculuk ediyorsanız ya da birden fazla yabancı diliniz varsa, herhangi bir şirin konuşan yabancı gibi siz de çekici olabilirsiniz.

Neden kızları çeker?

Karizma, karizma, karizma.. Bu tip hakkında karizma konusundan başka söz edilecek başka birşey yoktur: Fransızca bir kaç sözcükten daha cazibeli birşey yoktur. Eğer kadın dünyayı umursuyorsa bu tip onların ilgisini çekecektir. Farklı kültürden birisiyle çıkmak da her kız için fantastik birşeydir.

5. Canı ne isterse yapan tip

Bu tip, aklına esen yere gider. Esen rüzgara takılır.. Gittiği yer de çoğu zaman kaçık bir maceranın olduğu yerdir. Bir motorsiklet sürebilir, kız arkadaşını son dakikada aklına gelen bir gezinti için işe gitmeye bilir. Yani bu tip sonucunu düşünmeden hareket eder, hislerinin götürdüğü yerde kendini buluverir.

Neden mi ilgi çekici?

Her kadın bir parça asilik ister. Kız, erkek arkadaşının umursamaz tavrını sever ve bu hareketin onu da etkileyeceğini umar. Bu kötü çocuk ilişkiye gençlik katar ve kız, oğlanı evcilleştirmek için sever. Bunu yaparken de asla başarılı olmayacağını bilir.

6. Akıllı - esprili çocuk

Entellektüel konuşmaları körükler ve kız arkadaşının cevabını dikkatlice dinler. Kız arkadaşını ince mizah aklıyla güldürür ve laflarıyla politikayı daha ilginç kılar. Saatlar boyu kız arkadaşıyla sohbet eder ve asla sıkılmaz.

Neden kızlar bayılır buna?

Zaman ilerledikçe saçlarınız dökülebilir, cildiniz yumaşayabilir ama o kızın ilgisini üzerinizde tutarsanız, savaşın yarısını kazandınız demektir. İlişkiyi sürdüren en büyük etkenlerden birisi entellektüel kısımdır.

7. Düşünceli çocuk

Otomobilin kapısını kız arkadaşı için açar, sandalyesini çeker, akşam yemeğinin faturasını öder, ona tatlı alır, gece dışarı çıkarken onu evin kapısının önünden alır, onun ne hissettiğine karşı duyarlıdır ve eve gitmek istediğinde onu anlar.

Neden karşı koyulmaz: Şaşırdınız mı?

Bu düşünceli çocukların hiçbir zaman kızların ilgisini çektiğini düşünmezsiniz, ama şunu okuyun: kötü çocuk, kaba çocuk ve onu tekrar aramayan çocukla çıktıktan sonra dişi kişi önceliklerini tekrar değerlendirecektir. Bunu farketmesi için de biraz zaman geçecektir ama nihai olarak kızların çoğu kendine gelir ve uzun bir periyod için kendine çok güzel davranan bir çocuk ister.

Dikkat!

Listedeki karakter tiplerini fazla ciddiye almayın ve olmadığınız birisi gibi görünmeyi denemeyiniz.
Buradaki başarıya giden anahtar kadının listelenen tipleri neden sevdiğini ortaya çıkartmaktır. Biraz çabayla kendinizde de bayanların ilgisini çeken birşey bulacaksınız.

[ ... ]

Cilt bakımınızın cevapları!

Bakım Sorununun Cevapları!
18 bakım sorununun detaylı cevapları! Haberin ayrıntılarını ilgi ile takip edeceksiniz. 

1. Cildimde elastikiyet kaybı hissediyorum neler yapabilirim?

Bozulan nem dengesi, hücre işlevlerinde zayıflama, ciltte zararlı maddelerin oluşumu cildin yaşlanmasına neden olur, cilt kurur, çizgiler meydana gelir, cilt esnekliğini kaybeder, cilt dokusu zayıflar, donuk bir görüntüye ve elastikiyet kaybına neden olur.

Cildin sıkılığını ve elastikiyetini arttıran bakım ürünleri kullanarak, cildinizin uzun süre esnek kalmasını sağlayabilirsiniz.

2. Tonik ya da losyonun cilt bakımındaki fonksiyonu nedir?

Cilt temizliğinin son, nemlendirmenin ise ilk aşamasında bulunmalıdır. İşlevi ise; cildi temizleme ürününden kalan artıklardan arındırmaktır. Sanıldığının aksine gözenekleri sıkıştırmaz; cildi dengeler.

3. Sabah ve akşam tek bir krem kullanabilir miyim?

Gece ve gündüz kremlerinin aynı anda kullanılması önerilmez. Ancak bu durum bazo krem formüllerine göre değişebilir. Gündüz kremlerinin güneş ışınlarına karşı koruma özelliği vardır. Ayrıca gün boyunca çevresel tüm dış etkenlerin cilde yapabileceği tahribatlara karşı korur. Gece bakım ürünleri ise, hücre yenilenmesini desteklemek için enerji verirken, nem dengesini sabah saatlerine kadar korurlar.

4. Neden temizleme ürünlerini göz makyajı temizlemek için kullanmak sakıncalıdır?

Bazı temizleme sütleri göz makyajını temizlemeye de uygun yapıda olabilir. Ancak cilt yapısıyla göz çevresinin yapısı birbirinden farklı olduğu için göz makyajı temizliğinde göz çevresi için özel olarak üretilen temizleyiciler kullanılmalıdır.

5. Farklı markalardan ürün kullanabilir miyim?

Evet, kullanabilirsiniz, yeter ki kullanacağınız ürün cilt tipinize uygun olsun.

6. Cildime sürdüğüm krem emilmiyor ve beni çok terletiyor!

ilk önce cildinize uygun bir ürün olup olmadığını iyi anlamak gerekir. İçerikleri ve kuvvetleri haricinde de yapıları da bizi bu konuda yönlendirebilir. Problemli ve yağlı ciltler jel, yağlı ve karma ciltler yağsız losyon, normal ve karma ciltler emulsion (fluid), kuru'ya dönük ciltler hafif yapıda kremler, çok kuru ciltler yoğun kremler kullanırlar.

7. Göz çevremde yağ butonları var, ne yapmalıyım?

Bu problemi kozmetik olarak çözmeden önce mutlaka kolestrol ile ilgili bir test yaptırmanız gerekir. Ama böyle bir endişeniz yok ise o zaman kullandığınız kremleri bir daha gözden geçirmeniz gerekebilir. Uçucu yağlar veya losyon veya jel şeklinde göz makyaj temizleyicileriyle makyajımızı temizlemeliyiz. Cilt bakımımıza ilk önce göz ürünlerimizi sürmeye başlayıp sonra cilt ürünlerimizi sürerek devam etmeliyiz. Kullandığımız cilt için nemlendiricimizi, serum ve gece kremimizi asla göz çevresine yaklaştırmamalıyız. Göz kremlerini kemik üzerinde göz çevresine sürmeli ve ihtiyacımız ile doğru oranlı göz kremi kullanmalıyız. Kremin %70 bölümünü kaz ayaklarına %30 bölümünü ise kaş altı ve gözaltına uygulamalıyız (göz ürünlerinin özel sürme tekniği de olabilir, satış danışmanı servis esnasında konu ile ilgili bilgi vermelidir). Şişlik, morluk, yeni başlayan nemsizlik çizgileri için jel yapısında göz ürünleri kullanmalıyız. Yağlı ve yoğun ürünlerden sakınırsak cilt bu butonları zaman içinde yok edecektir.

8. Cilt bakımında mutlaka serum kullanmalı mıyım?

Serumlar bakım ürünlerini tamamlayıcılarıdır. Bakım ürününden dönem dönem performans alamayabilirz, ürünü tamamen değiştireceğimize, serumlar ile destekleyerek, çok daha başarılı ve hızlı sonuçlar elde edebiliriz. 'Ayrılmaz ikili' adı altında ürünler de piyasada mevcuttur, yani bakım kremi ile birlikte mutlaka kullanılması gereken serum, birbirini tamamlayan formül içerdikleri için, ürünün performansını görebilmek adına hem serumu hem de bakım kremini kullanmanız gerekir.

9. Nemlendirici ile gündüz kremi arasındaki fark nedir?

Kuruluk ve nemsizlik farklı şeylerdir. Su ve yağın farklılığı gibi. Nemlendiriciler cildin susuzluğunu doyururlar, cilt eğer çok nemsiz ise günlük bakımı ile birlikte mutlaka nemlendirici kullanılmalı, gündüz kremi ise cildin yaşlanmaya sebebiyet veren faktörlerden yani bizler buna serbest radikaller diyoruz, cildi korur, gün içinde ihtiyacı olan enerjiyi yani besini verir, koruma filtresi varsa lekelenmeye karşı korur. Yaşlanmanın %25'i genetik, %75'i çevresel faktörlerdir. Ve cilt gündüz yaşlanır, gece onarılır. Yani gündüz koruyacağız, gece tedavi edeceğiz. Bunu asla unutmamalıyız.

10. Cilt neden yaşlanır?

Beyin hücreleri hariç, vücutta bulunan hücrelerin birçoğu sürekli yenilenir ve eski hücreler yerine bölünerek ve üreyerek ve metabolizma yardımıyla, yenileri konulur. Yaşlanma ise cildin hücre yenileme mekanizmasının düzenli çalışmaması nedeniyle oluşur. Cilt vücudun iç fonksiyonlarını yansıtmasının yanı sıra, dış uyarılara da tepki verir. UV ışınları ve kuru hava gibi dış uyarımlara uzun süre maruz kalmak, yaşlanma semptomlarına yansır. Bozulan nem dengesi, hücre fonksiyonlarında zayıflama, cilt yüzeyinde zararlı maddelerin üremesi cildin yaşlanmasının en önemli sebeplerindendir.

11. Cilt için nem neden gerekli?

Çevresel tehditler, iklim, hormonal değişiklikler modern yaşamın problemleridir ve cildin sürekli olarak kurumasına neden olurlar. Cildin içerdiği nem miktarı azaldığında, çevresel etkilerine karşı direnme kabiliyeti zayıflar ve böylece ciltte kuruma, düzensiz bir yapı ve yaşlanma belirtileri oluşur.

12. Çalışan bayanlar cilt bakımında farklı ürünlere ihtiyaç duyarlar mı?

Çalışan kişiler genellikle klimalı ve kapalı ortamlarda çok uzun zaman geçirirler, iş hayatının getirdiği stres, yoğun çalışma temposu düzeni etkileyebilir, beslenme ve uyku düzeni bozulabilir, dolayısıyla, cilt çok daha yoğun olarak dış etkenlere karşı maruz kalabilir. İşte bu yüzden çalışan bayanların cilt sağlığına çok daha dikkat etmeleri, günlük bakım olarak mutlaka koruma içeren ürünleri kullanmaları, cildin temizliğine ve beslenmesine önem vermeleri gerekmektedir.

13. Cildi sadece akşamları temizlemek yeterli mi?

Cilt uzmanları günde iki kez, cildin pH değerlerine uygun bir temizleyici ile cildin temizlenmesini tavsiye etmektedir. Gece boyunca oluşan sebum ve birikimleri sabah ciltten arındırmak, akşamları ise hem makyajı, hem de gün boyu cilt üzerinde biriken kir ve tozları temizlemek için cilt tipine uygun bir temizleyici kullanmak şarttır.

14. Göz bölgesi neden daha çabuk yaşlanır, ihtiyaçları nelerdir?

Göz çevresi cildin en hassas, en ince derisine sahip bölgedir, yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha incedir, dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapıdır, ayrıca en sık mimik yaptığımız bölgedir, günde yaklaşık 14.000 defa göz kırpma hareketi yaparız. Yaş belirtileri ilk olarak göz çevresinde kendisini gösterir. Gülme, kızgınlık, zararlı çevresel etkiler, makyaj ve makyaj temizleme işlemi nedeniyle de devamlı yıpranır. Çok ince olması nedeniyle alttaki kılcal damarlar, mor renkli halkalar ve torbalanmalar şeklinde görünebilir. Göz çevresi derisinde hiç yağ bezi olmaması nedeniyle doğal yağlanma yok denecek kadar azdır. Bu nedenle mutlaka bir nemlendirici kullanılmalıdır. Bu bölgeye özel, göz çevresi için geliştirilmiş ürünlerin düzenli olarak kullanılması gerekmektedir.

15. Erkek bakımı önemli midir?

Erkek cildinin de bakıma ihtiyacı vardır. Erkek cildi; kadın cildinden %30 daha kalındır. Testesteronun yüksek miktarda sebum üretmesiyle orantılı olarak daha yağlıdır. Kadınlara göre daha çok siyah nokta ve pürüz vardır. Daha genç yaşlanır, ama daha derin kırışıklıklar oluşur. Kadınlara göre göz çevreleri daha belirgindir. Tıraş olmak, korunmadan güneş ışınlarına maruz kalmak cildin susuz kalmasına ve tahriş olmasına neden olur.

16. Parfümün daha kalıcı olması nasıl sağlanır?

Yan ürünler olarak adlandırılan vücut losyonu, vücut kremi, duş jeli, deodorant gibi ürünleri kullanarak parfümün daha kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz.

17. Neden parfümler her tende farklı kokar?

Parfümler alkol, bir dizi aromatik yağ ve sudan oluşmaktadır. Bu yağlar ciltle buluştuğunda her ten tipine göre farklı reaksiyon gösteriyor. Bir tende hafif diğer tende güçlü reaksiyonlar da farklı şekilde kokmalarına neden oluyor.

18. Parfümün en kalıcı olduğu bölgeler.

Kokunun kalıcılığını uzatan en ideal vücut bölgeleri arasında şakaklar, iki göğüs arası ve kol içleri öne çıkıyor. Vücudun bu belirtilen bölgeleri kan damarlarının cilde en yakın olduğu yerler, dolayısıyla buralarda ısı daha yüksek. Bu da kokunun bu bölgelerde mükemmel şekilde tende hapsedilmesini sağlıyor.

[ ... ]

Zorlanmadan kilo vermek için

Zorlanmadan kilo vermek için bunları deneyinizBahar mevsimi yaklaşıyor ve kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı başlıyor.

Cosmopolitan dergisi, etkili sonuç veren beş diyet tüyosuyla bu konuda iddialı.

Pratik bir şekilde uygulanabilen, basit önerilerle fazla kilolarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Hem yiyecek alışverişinde, hem de yemek yeme alışkanlıklarınızda ufak birkaç noktayı değiştirmeniz yeterli. İşte, Cosmopolitan dergisinin zayıflama önerileri.

[ ... ]

Fındık tüketimi her şeye iyi gelir

Günde 40 gram fındık tüketimi her şeye iyi gelirBazı beslenme yanlışlarımız var, ısrarla yapıyoruz. Onlardan biri de 'kilo alırım' diye korkup kabuklu kuruyemişleri yeteri kadar tüketmemek.

Dünyanın en büyük fındık üreticilerinden biriyiz. Yeteri kadar ceviz, badem, yer fıstığı üretiyoruz. Ama gelişmiş ülkelerde "ilaç niyetine" yenilen bu besinleri biz hâlâ "abur cubur yiyecekler" sınıfına koymaktayız!

Oysa özellikle 90'lı yıllar sonrasında yapılan araştırmaları baz alarak fındık, ceviz, badem, yer fıstığı ve antepfıstığına hak ettikleri değeri vermek zorundayız. Nedeni şudur.

Araştırmalar bu yiyeceklerin kalp krizi geçirme ya da kalp hastalığına yakalanma ihtimalini azalttıklarını gösteriyor.

FDA NE YAPTI

Amerika'da yapılan çok büyük bir araştırmada (Lowa Kadın Sağlığı Araştırması), haftada birkaç kere makul miktarda kabuklu yemiş yiyenlerde kalp krizi ve kalp hastalığı riskinin neredeyse yüzde 50'lere yakın oranlarda düştüğünü gösteren verilere ulaşıldı.

Beş-altı yıl önce de Amerika'nın sağlık konusunda "astığı astık kestiği kestik" kurumu FDA (Amerikan Gıda ve ılaç Kurumu), gıda şirketlerinin ürün paketlerinin üzerine "doymuş yağ ve kolesterol oranı düşük bir beslenmede çoğu kabuklu yemişten günde 40 gram yemek kalp hastalığı riskini azaltabilir" ifadesini yazmasına izin verdi.

NEDEN TAVSİYE EDİYORUZ

Peki fındığın, cevizin, bademin, yer fıstığı ya da antepfıstığının bu mucizevi faydaları nereden kaynaklanıyor?
Sorunun yanıtı şu: Hepsinin de içinde bol miktarda posa, kolesterol düşürücü bitkisel sterol, folik asit, magnezyum, bitkisel Omega-3 yağları var. Bu bileşimler, özellikle içerdikleri doymamış yağlar nedeniyle kötü kolesterolü azaltma, iyi kolesterolü yükseltmede mükemmeller.

MİKTAR ÇOK ÖNEMLİ

Omega-3 yağları ile damar sağlığını güçlendiriyor, kalp ritim bozukluklarını önlüyor, kanı inceltip pıhtılaşma ihtimalini düşürüyorlar. Yapılarındaki arginin, damar duvarında daha fazla nitrik oksit üretilmesine ve bu yolla damarların gevşemesine, genişlemesine yardımcı oluyor.

Nitrik oksit ile sağlanan bu genişleme cinselliği destekliyor. Ayrıca kan basıncı da düşüyor. Koroner arterlerde kan akışı rahatlıyor. Yapılarındaki folik asit homosisteini düşürürken, potasyum kalbi güçlendiriyor.

Kafanızı daha fazla karıştırmak istemem ama bana sorarsanız bu yiyeceklerin 30-40 gramlık miktarları kolesterol düşürücü, tansiyon ayarlayıcı haplar kadar etkili.

Bu yiyeceklerden uzak durmanızın nedeni, onları birer kilo makinesi gibi görmenizdir. Bu durum yüksek kalorili besinler olmalarından kaynaklanıyor. Ortalamada her birinin 100 gramı yaklaşık 600 kalori civarında enerji kazandırıyor.

Avuç avuç yerseniz, kilo almanız doğal. Oysa 30-40 gram yediğinizde 150-200 kalori civarında bir kalori kazanımınız söz konusudur ve bu rakam ara öğünlerde almanızı tavsiye ettiğimiz rakama eşittir.

Ara öğünlerinizde cipsler, tuzlu veya şekerli bisküviler, fırın işi unlu, yağlı zararlı besinler ya da çikolata, dondurma yerine bu yiyecekleri tercih ederseniz, hem kilo sorunuyla karşılaşmaz hem de sağlığınıza ciddi bir yatırım yapmış olursunuz. Bizden söylemesi...

MÜKEMMEL ARA ÖĞÜN SEÇENEKLERİ

40 gr ceviz = 8 adet
40 gr fındık = 20 adet
40 gr badem = 20 adet
40 gr yer fıstığı = 20-25 adet
40 gr antepfıstığı (kabuksuz) = 20 adet

Ailevi Akdeniz Ateşi = FMF

Ailevi Akdeniz Ateşi, ataklar halinde gelen ateş ve karın ağrısı ile karakterizedir. Atak sırasında göğüs ağrısı veya eklem ağrısı da olabilir.

Ailevi Akdeniz Ateşi olan hastaların çoğunda ilk atak 20 yaşın altında görülür. Ataklar arasında bir hafta ila birkaç ay olabilir. Ateş 2 veya 3 gün sürer ve kendiliğinde düşer. Ataklar arasında hasta tamamen sağlıklıdır.

Tanı, genetik testler ile konulabilir. Ancak tanıyı klinik bulgulara dayalı olarak koymak daha pratiktir. Tanı koymadan önce karın ağrısı ve ateş yapabilecek diğer tanılar dışlanmalıdır.

Tedavide esas, atakların önlenmesidir. Bu amaçla kullanılan ilaç Kolşisin'dir. Atakları önlemek, uzun vadede hastalığa bağlı oluşabilecek ve özellikle böbrek hasarı yapabilen amiloidoz hastalığını önlemek için gereklidir.

[ ... ]

Sakızın fazlası cilde zarar

Fazla sakız cilde zararUzmanlardan sakız çiğnemeyi seven kişilere üzecek bir açıklama.

Amerikalı cilt uzmanı ve estetisyen Dr. Joel Schlessinger, sakız sevenlere üzecek bir açıklama yaptı.

[ ... ]

Limonla cilt güzelliği

Limonla gelen Cilt güzelliğiSerinletici etkiler.

• Limon, cildiniz için serinletici ve canlandırıcı bir etki verir. Altı adet limonu, kabukları ile birlikte halka şeklinde dilimleyin. Derin bir kaba soğuk su doldurun ve içine dilimlediğiniz limonları atın.

• Limonların kabukları yumuşayana kadar en az bir-iki saat bekletiniz. Süre tamamlandıktan sonra limonları elinizle sıkın ve banyo suyunun içine limonları ve hazırlanan suyu ilave ediniz.

• Eğer limonların suda bekletilme süresi sizin için çok uzun ise, o zaman limonların suyunu sıkın ve limonlarla birlikte banyo suyuna katın. Hazırladığınız limon banyosunun içinde 20 dakika kalmanız yeterli olacaktır.

• Bu özel banyo için kan dolaşımınızı hızlandırırken, iç açıcı limon kokusu da güne dinamik başlamanıza yardımcı olacaktır.

Cilt için limon peelingi

• Limonun içerdiği asitler cilde aynı zamanda peeling görevi yapabilir. Dirsek, diz ve tabanlarda oluşan sert derileri size şimdi verecek olduğumuz limon reçetesi ile yumuşatarak, pürüzsüz görünmesini olanak sağlarsınız.

• Bir çorba kaşığı limon suyu ile iki çorba kaşığı balı kısık ateşte hafifçe ısıtın. Ocaktan alındıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin.

• Hazırlanan karışım soğuduktan sonra kuruyan ve çatlayan cildin üstüne sürün. 20 dakika beklettikten sonra peeling yaptığınız bölgeyi su ile temizleyin. Son olarak temizlediğiniz bu bölgeyi limon kabuklarıyla ovalıyın. Bu işlem sonunda derinizin taze görünüşü sizi bile şaşırtacaktır.

Limonlu yüz temizle losyonu

• Limon yağlı ciltler için ideal bir temizleyicidir. Çünkü limonun sıkılaştırıcı bir etkisi vardır. Tarifini verdiğimiz yüz losyonu, yüzdeki siyah nokta ve sivilcelere karşı en ideal losyondur.

• Bunun için 30 ml. limon suyunu 30 gr. bal ve 200 ml. damıtılmış suyla karıştırın ve bu karışımı bir cam şişesinin içine koyun.

• Hazırladığınız bu losyonu sabahları ve akşamları, bir pamuğa damlatarak yüzünüze sürün. Böylece hem temiz hem de canlı bir cilde sahip olacaksınız. Ancak yüzünüze bu karışı sürdükten sonra en az iki saat güneşe çıkmamaya dikkat edin. Aksi halde yüzünüzde lekeler oluşur.

Limonla değişik yüz maskeleri

- Az yağlı yoğurda 5 damla limon suyu katın. Yüzünüzü temizledikten sonra bu maskeyi sürün ve 15 dakika bekleyip yıkayın.

- Avokado"nun yarısını püre haline getirin, içine bir çay kaşığı limon suyu katın ve bir yumurta akını iyice çırptıktan sonra ekleyin. Cildiniz kuru ise birkaç damla badem yağı da koyun. Karışımı yüzünüze ve boynunuza uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra su ile temizleyin.

- 100 gr. yulaf ezmesi, 1 limon suyu ve bir yumurta akını karıştırdıktan sonra ortaya çıkan karışımı, maske halinde yüzünüze yayın. 10 dakika bekleyin. Bu maske cildinizi gerginleştirecektir.

[ ... ]

Selülitleri dert etmeyin

Selülitlerle nasıl mücadele edilmeliSelüliti dert etmeyin çaresi var.

Başlangıçta kısa bir ısınma için zaman ayırmak iyi olacaktır. Kas yaralanmalarını önleyerek, eklemlerdeki bağ dokularının elastikleşmesine yardımcı olursunuz.

[ ... ]

Sevimli göbekler olur mu?

Aşk yastıklarınızı artık eritiniz!Kimilerine göre can simidi, kimilerine göre aşk yastığı ama ne olursa olsun erimeleri gerek

Gerçek şu ki, onlar aslında bel çevrenizde, pantolondan fışkıran fazla yağlar. Sevimli görünmelerini sağlayamazsınız, artık kurtulun yağlarınızdan!

[ ... ]

Göz çevresinde pratik çözümler

Göz çevresindeki ince çizgilerin belirginleşmesini önleyen “Multivitamin Power Firm” zengin içeriği ile hedeflenen bölgelerde sıkılaşma sağlarken cildin yenilenmesini hızlandırıyor ve cildi çevresel hasarlara karşı koruyor.

Amerika’nın ilk profesyonel cilt bakım sistemi Dermalogica, olgun ciltlerde daha sık karşılaşılan zamansız yaşlanma, hassasiyet ve cilt kuruluğuna karşı Multivitamin Power Firm’ü geliştirdi. Multivitamin Power Firm, yaşlanma belirtilerinin yaygın olduğu göz çevresine uygulandığında ince çizgileri azaltmaya yardımcı oluyor.
[ ... ]

Her gün saç yıkamak doğru değil

Saçları her gün yıkamak zararlıSaçların her gün yıkanmasının derideki koruyucu bakterileri yok ederek kepeklenme ve dökülmeye neden olabileceği bildirildi.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşin Köktürk, yaptığı açıklamada, saçlı derinin kendine özgü koruyucu florası olduğunu, bakımının özenle yapılması gerektiğini söyledi.

Bazı kişilerin “çok yağlı” diyerek saçlarını sık aralıklarla yıkadığını belirten Prof. Dr. Köktürk, “Bu davranış doğru değil, sık yıkamakla yağlı saçlardan kurtulunmaz. Sık yıkamak saçlı derinin koruyucu florasını bozar” dedi.

Saçları sık yıkamanın derideki koruyucu bakterileri yok ederek kepeklenme ve saç dökülmesine yol açabileceğini kaydeden Köktürk, “Koruyucu tabaka yok olduğu gibi deride istenmeyen bakteri ve mantarların üremesine de neden olabilir. En sağlıklı olanı saçların haftada 3 gün PH değeri 5,5 olan şampuanla yıkanmasıdır. Ayrıca yıkama sırasında çok sıcak su yerine ılık su kullanılmalı” diye konuştu.

Köktürk, saçlarda jöle ve boya gibi fiziksel ve kimyasal uygulamaların uzun süre kalmamasını önerdiklerini belirterek, “Bu ürünler de saçın ve saç derisinin doğal yapısını bozuyor, saçları güçsüzleştiriyor. Saçın maruz kaldığı kimyasal etkinin uzamaması için jöle kullanan kişiler gün sonunda saçlarını muhakkak yıkamalı” dedi.

[ ... ]

Kiloyu oturduğunuz yerden verin

Oturduğunuz yerden kilo verinArtık kilolarınızı oturduğunuz yerden verebilirsiniz.

Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolay hale getiriyor

Hipnoz denilince aklımıza sürekli uyku halindeki kişinin karşısındakinin söylediklerini yapması gelse de uzmanlar, hipnozun birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı olduğunu söylüyorlar.

Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolaylaştırıyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Psikoterapi ve Hipnoz Uzmanı Dr. Haluk Alan ile hipnozla ilgili merak edilenleri ve hipnozla zayıflamayı konuştuk.

Hipnozla tedavi ne anlama geliyor?

Hipnozla tedavi; hipnoza alınan kişiyi (suje) belli bir trans derinliği ve telkinler eşliğinde, sorunu ya da sorunlarına yönelik içsel olgularına yönlendirebilme durumudur. Alternatif bir tedavi yöntemi olmayıp, tedavileri tamamlayıcı bir unsurdur.

"Hipnozla tedavi ile her şeyi yapabilseydim şimdi zengin olurdum"

Ne kadar zamandır bu işle uğraşıyorsunuz?

Son 7 yılı aktif olmak üzere yaklaşık 9 yıldır hipnoz yapıyorum. Eğer hipnoz yapan kişi olarak elimde farklı güçler olabilseydi ve ben bunları hipnoza giren kişinin bütün karşı çıkmalarına rağmen istediğim şekilde kullanabiliyor olsaydım herhalde Türkiye'nin değilse bile bölgenin en zengin adamı olurdum. Çünkü, bana müracaat eden tekstil fabrikatörlerinin sadece 2-3 tanesinin banka hesaplarını kendi üzerime transfer etseydim bu bana yeterdi.

Kimler hipnozla tedavi yapabilir?

Hipnozla tedavide hekimler, psikologlar ve diş hekimleri görev alabilirler. Sadece sertifika alarak hipnoz yapmaya yetkilendiğini zanneden hekim ve psikolog dışı kişilere güvenmeyin ve onlara hipnoz olarak geleceğinizi karartmayın.

Kişi için bir tehlike var mıdır?

Hipnoz doğduğumuz günden bu yana aslında her gün karşılaştığımız ve hatta yaşadığımız doğal ve normal bir durumdur. Dalmış vaziyette televizyon seyrederken ya da kitap okumaya daldığımız ancak bize sesleneni duyuyor olmamıza rağmen yanıtlayamadığımız anlar hep doğal hipnoza örneklerdir. Bunları yaşadığımız anlarda beynin alfa düzeyindedir. Yani hipnozda yaşanılan evre. Bu yüzden eğer yetkili bir hekim ya da psikolog tarafından uygulanıyorsa, hipnozun hiçbir tehlikesi yoktur. Şimdiye kadar sadece hipnozdan kaynaklanan, tespit edilmiş bir psikolojik ya da fizyolojik zarar belirtilmemiştir.

Hipnozla zayıflamak mümkün müdür? Nasıl?

Düşünerek zayıflama derken biz düşünce gücünü ve dolayısıyla zihnimizi ve daha da önemlisi bilincimizi ve bilinçaltımızı kastediyoruz. Zihinsel yoğunlaşmayla elde edilebilecek yararlar sadece zayıflama ile sınırlı değildir.

Metropolitan Üniversitesi uzmanlarından Dave Smith'in yaptığı araştırmada her gün bir saat egzersiz yapanlardan daha çok, 1 saat aynı egzersizi yaptığını düşünen, bunu düşünen, zihninde canlandıran grup başarılı olmuş hatta yarım kilo daha fazla kilo vermişlerdir.

Bizlerin de hipnozda kullandığı imajinasyon yöntemi kişinin belli bir beyinsel dalga boyuna getirilmesiyle sağlanabilir. Bunun en iyi sağlandığı zaman dilimi beynin alfa dalgalarının hakimiyetinde olduğu dönemlerdir. Uykuya dalmaya hazır olduğumuz anlar ve hipnozun bazı aşamalarında bu dalga boyunun hakimiyeti söz konusudur.Uykulu veya hipnotik trans durumunda vücuttaki bilinçli bütün zorlamalar en aza inmektedir. Dolayısıyla bu dönemde bilinç tarafında ortaya atılacak bilinçli çatışmalar önlenmekte, bilinçaltı bütün haşmetiyle size yardım etmek üzere gönderilecek olumlu telkinleri almaya müsait hale gelmektedir. Telkinlere açık olunan bu dönemde, bilinç geri plandadır. Bilinçaltını size faydasız bazı alışkanlıklardan temizleyip, yepyeni bir anlayışa yönlendirmek işte bu dönemde mümkündür.

Bu imajinasyonun yanı sıra; kendini gelecekte nasıl görmek istiyorsa, yani mutlu, sağlıklı, estetik, ideal kilosuna ulaşmış, stresten uzak, huzurlu v. b. özellikleri kendi üzerinde görmeye çalışır. Ve bilinçaltına şu uyarıyı gönderir: "İşte ben bu olmak istiyorum. İnanıyor ve biliyorum ki bu isteğim mutlaka yerine getirilecektir…

Çikolata yemekten kendini alamayan hasta tam 12 kilo verdi

Yıllardır çikolatalı besin tüketmekten kendini alıkoyamayan bir hastam (A.G.) oluşturduğumuz etkin imajinasyon (Düşünsel yoğunlaşma) etkisiyle ilk seansımızda yediği o çikolatalı dondurmaların gres yağından üretildiği sanısıyla, seans sonunda kısa bir süre öğürme ve kusma şeklinde tepki göstermişti. Bu imajinasyonun bir gücüydü. Şimdi o hastam toplamda 12 kilo ile en iyi zayıflayan hastalarım arasındadır. Aradan 2 yılı aşan bir sure geçmiş olmasına rağmen verdiği kilolarını geri almamıştır. Bu arada çikolatalı dondurma ve diğer ürünleri de çok büyük bir rahatlıkla tüketebilmektedir. Ama sadece ihtiyacı kadar, aşırıya kaçmadan, bilinçli olarak.

Hipnozla zayıflamak kalıcı bir sonuç mudur?

Tüm bu anlatılanlardan sonra evet! Diğer yöntemlere kıyasla zihinsel yoğunlaşma ve hipnoz yöntemiyle yapılan zayıflama kalıcı olmaktadır.

Nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?

Biz uygulamayı genelde 5 seans üzerinden yapıyoruz. Sonra 15 günde bir, ayda 2, ayda 4, ayda 8 ve 12 ayda bir olmak üzere 6 kez hatırlatma seansları uyguluyoruz. Ancak hasta bu dönemler içinde ilk 21 gün geceleri tam yatmadan önce gece hipnozu seansları yapmaktadır. 21 gün sonunda elde edeceği başarı ve kazanacağı alışkanlık onun ruhunda " istediğini elde eden insanın" huzurunu yaşatacaktır. Yaklaşık hastalarımızdan ayda 4-5 kilo civarında kilo vermelerini istiyoruz.

Cinsel sorunlara da çare oluyor

Cinsel sorunlar hipnozla destek veriyor musunuz?

Cinsel sorunların hipnoz yöntemiyle tedavisi mümkündür. Özellikle vajinismus, orgazm bozukluğu, cinsel isteksizlik, erken boşalma, ereksiyon problemi ve geç boşalma, üzerinde çalışılan ve hipnoz yöntemiyle olumlu sonuçlar alınan cinsel problemlerdir. Her bir sorun için farklı hipnotik uygulama bulunmaktadır. Ancak bu ve diğer sorunlarda amaç sadece hipnoz yapmak değildir. Hipnoz öncesinde kişiden sorunu hakkında yeterince bilgi alınmakta, sonra kendisine konulan tanı doğrultusunda bilgi verilmekte ve terapi süreci hakkında bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu devrelerden geçen hasta uygun trans derinliğine alınarak çeşitli terapi teknikleriyle tedavi edilmektedir.

Vajinusmusta en etkili yöntemlerden biri

Hipnozla tedavi sonrasında kişi tamamen iyileşir mi?

Hipnozla tedavide kişinin sorununa bağlı olarak tedaviden alınan yanıtlar da değişmektedir. Psikolojik sorunlar bağlamında ele aldığımızda örneğin sadece ilaçlı tedaviye oranla, hem ilaçlı tedavi ve hem de psikoterapi ve hipnoz uygulamaları daha kalıcı tedavi imkanı sunmaktadır. Panik bozukluğundan takıntılı durumlara ve cinsel sorunlara kadar birçok problemde daha kalıcı bir tedavi için psikoterapi ve içinde hipnoza yer verilmektedir. Vajinismusta en etkin tedavi yöntemlerinden biri hipnozdur. Hipnozla daha önce tedavi edilememiş birçok vajinismus hastasını tedavi ederek operasyonlarla sağlanamayan tedaviyi hipnozla sonuçlandırmak mümkün olmuştur. Cinsel yaşamın daha zevkli ve sorunsuz hale getirilmesinde hipnozun çok önemli katkıları olmaktadır. Özellikle batıda ön yargısız bir şekilde terapilerde kullanılmakta olan hipnoz, sorunların kalıcı çözümü noktasında terapistlere büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
[ ... ]

Cildin ilacı: Güzellik uykusu

Güzellik uykusuDerin bir uykuya dalan insanın vücudundaki hormon düzeyi düzelir ve hücreleri yenilenir.

Uyku, güzelliğin en güzel ilacı. Geceleri cildimiz, gündüze oranla kendini sekiz kat daha çabuk yenilenir. Hücreler ve damarlar aktif bir şekilde çalışır ve cilt daha gergin olur. Gece yatmadan önce süreceğiniz bir nemlendirici de sabahları cildinizin daha pürüzsüz olmasını olanak sağlar.

Midenizin geceleri rahat etmesini istiyorsanız, yatmadan önce hafif bir şeyler yemeğe özen göstermelisiniz. En ideali makarna, ekmek veya patates. Çünkü karbonhidrat, vücudu uykuya hazırlar. Ayrıca tatlı sevenlerde yaşadı! Çikolata, içerdiği mutluluk hormonu serotoninin sayesinde vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlıyor.

Yatmadan önce ayak tabanlarınıza, saç derinize ve alnınıza masaj yapabilirsiniz. Ne kadar rahatladığınızı ve gece daha iyi uyuduğunuzu fark edeceksiniz.

Kendinize sıkı bir uyku programı hazırlayın. Gece yatacağınız ve sabah kalkacağınız saatler belli olsun. Geceleri daha rahat uyumak istiyorsanız, yatmadan önce birkaç ısınma hareketi yaparak kaslarınızın gevşemesini sağlayın.

Gece için üretilen nemlendiriciler ve vücut losyonları içerdikleri maddeler sayesinde sakin ve huzurlu bir gece geçirmenizi sağlar. Bu nedenle yatmadan önce vücudunuzu bakım ürünleriyle beslemeyi ihmal etmeyin.

Kola, çay, kahve ve nikotin uykunun en büyük düşmanlarıdır. Yatacağınıza yakın bunlardan uzak durun. Alkolü ise fazla kaçırmayın. Bir bardak bira veya şarap rahat uyumanızı sağlayacak, fakat daha fazlası uyumanızı engelleyecektir.
Yattığınız oda da uykunuzun aynasıdır. En ideal odalar; ses olmayan, karanlık, iyi havalandırılmış ve maksimum 18 derece olan odalardır. Uyuduğunuz odada mavi rengin hakim olmasına özen gösterin. Çünkü mavi insanı dinlendirir.

Gece rahat uyumak istiyorsanız, size bir önerimiz var: Su dolu bir kasenin içine 2-3 gül ve 5 damla gül yağı koyun ve başucunuza alın. Sabah ne kadar huzurlu uyandığınızı fark edince, siz de şaşıracaksınız.

Stresli ve yoğun bir gün mü geçirdiniz? O zaman küveti ılık suyla doldurun, içine lavanta ve biberiye esansları ekleyin ve günün yorgunluğunu üzerinizden atın.

Yatağınıza yattıktan kısa bir süre sonra uykuya dalamıyor ve sürekli bir yandan bir yana dönüyorsanız, yatmadan önce bir şeyler okumayı deneyin. Tercihinizi güzel bir aşk hikayesinden yana yaparsanız, daha huzurlu bir şekilde uykuya dalacağınızdan emin olabilirsiniz. Hatta kısık seste klasik veya slow müzik de hiç fena olmaz.

[ ... ]

Saçlarınız neden dökülür?

Saçlarınız neden dökülüyor?Bir çok insan saç dökülmesinden şikayetçi olurlar. Ve bir çok çare ararlar, peki bu soruyu kendinze sordunuz mu saç dökülmesinin de bir nedeni varmı?

Dikkat! Saçlarınızın dökülmesi, sağlığınızla ilgili önemli değişikliklerin göstergesi olabilir.

Bakımlı ve temiz saçlar, yüzyıllardır özellikle kadınlar için güzelliğin en önemli unsurlarından birisi. Öyle ki saçlarda meydana gelen her patolojik durum, kişide derin psikolojik sorunlara sebeb olabiliyor. Dolayısıyla saç problemleri kişiler için önemli bir stres kaynağı yapıyor. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kadınlarda saç dökülmelerinin nedenleriyle ilgili bilgi verdi.

Kadınlarda; "yaygın" ve "erkek tipi" olmak üzere iki tip saç dökülmesi görülüyor. Erkek tipi saç dökülmesinde, özellikle saç üst kısımlarında seyrelme ve bu bölge saçlarında incelme gerçekleşiyor. Erkek tipi saç dökülmesi genellikle yumurtalık kistleri, hormonal bozukluklar ve böbrek üstü bezi büyümeleri sonucu oluşuyor.

Hızlı kilo kaybı saçların dökülmesine neden oluyor

Anadolu Sağlık Merkezi'nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kullanılan ilaçlardan beslenme alışkanlıklarına kadar pek çok faktörün saç dökülmesi üzerinde etkili olabileceğini belirterek şu bilgileri verdi:

"Saç, vücut sağlığının spesifik bir barometresidir. Saç dökülmesinin yaygın nedenleri arasında tansiyon düşürücü, kan sulandırıcı, lipid düşürücü ve guatr ilaçlarının da araların da bulunduğu ilaçların yanı sıra radyasyon ve kemoterapi gibi kimyasal maddelere maruz kalınması yer alıyor. Hormonal nedenler ile sıkı diyetler ve hızlı kilo kaybı gibi beslenme faktörleri, anemi, gebelik, ateşli hastalıklar da saç dökülmelerinde etkili oluyor. Vitamin ve özellikle çinko ve selenyum gibi mineral eksiklikleri, yaşlılık, tiroid ve bağışıklık sistemi hastalıkları, yaygın veya bölgesel deri hastalıkları, psikolojik veya fiziksel stres gibi nedenler de saç dökülmelerine yol açıyor."

Saçın her gün yıkanması doğru değil

Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın Saç dökülmesini önlemek için önce buna neden olan hastalıkların tedavi edilmesi gerektiğini söyledi ve saçın her gün yıkanmasının doğru olmadığına dikkat çekti:

"Saç dökülmesini önlemek için öncelikle altta yatan hastalıkların tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun dışında beslenme alışkanlıklarına, özellikle proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenmeye, yeşil sebze, süt, yumurta, baklagiller tüketimine dikkat edilmeli. Saça mümkün olduğu kadar boya, jöle, fön gibi fiziksel ve kimyasal uygulamalar yapılmamalı. Kışın soğuğa, yazın güneş ve deniz suyunun oluşturduğu kuruluğa karşı gerekli önlemler alınmalı. Saçı her gün yıkamak doğru değil. İki üç günde bir PH değeri 5,5 olan şampuanlar ile yıkamak yeterli. Saçı sık yıkamak saçın yağ dengesini bozar. Eğer bu hususlara dikkat edilirse zaten saç dökülmesi de en aza indirilir."

Sonbaharda saçlar daha çok dökülüyor!

Sonbaharda saç dökülmesi diğer mevsimlere göre daha fazla oluyor. Bunun nedeni bu mevsimde sebze ve meyvenin az olması nedeniyle vitamin alımının azalmasıdır. Ayrıca havaların soğumaya başlamasıyla saçı besleyen kısım olan ve saç soğanı olarak adlandırılan bölgedeki kanlanmanın azalması, soğan kısmının boyutlarında küçülmeye neden oluyor. Bu da saçta dökülmeye yol açıyor. Fakat bir süre sonra bu dökülme kendiliğinden geçiyor. Devam etmesi durumunda bir doktora başvurmakta yarar var.

Gebelik döneminde saçların tümü büyüme evresine girerken, doğumdan üç dört ay sonra saçların hepsi dökülme evresine giriyor ve dökülüyor. Fakat bu, mevsimsel saç dökülmesi gibi geçici bir durum. Doğumdan sonra başlayan bu saç dökülmesi 6 ay ila 1 yıla kadar uzayabiliyor. Gebelik döneminde ek çinko kullanımıyla doğum sonrası meydana gelen saç dökülmesinin şiddeti azaltılabiliyor. Ayrıca gebelik döneminde demir eksikliğinin giderilmesi de bu dökülmenin azaltılması açısından önem taşıyor.

Sağlıklı saçlar için deniz mahsulleri tüketin

Saç dökülmesinin en önemli nedenlerinden birisi dengesiz beslenmedir. Sağlıklı saçlar için öncelikle;

• Yeterli protein ve çinko (özellikle yumurta, deniz ürünleri, fasulye, ceviz ve süt),

• B12 vitamini (karaciğer, börek gibi sakatatlar, deniz ürünleri ve süt),

• Folik asit (yeşil yapraklı sebzeler, mısır ve mercimek),

• Bakır (lahana, karnabahar ve diğer yeşil yapraklı sezeler)

• Selenyum (deniz ürünleri, soğan, sarımsak) gibi vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınmasına dikkat edilmesi gerekiyor.

Ayrıca sigaradan uzak durmak saç sağlığı için önem taşıyor.

Bilinenin aksine saçları kısa kestirmekle saçların gürleşmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuyor. Sadece saçların uzaması ile saç telleri daha kırılgan bir hale geliyor. Saç bu kırılmaların temizlenmesi ile daha kolay uzuyor ve daha canlı hal alıyor.

[ ... ]

Artık doğal güzellik revaçta

Doğal güzellik revaçtaHatların ve cildin doğal görünümünü kaybetmeden yapılan medikal estetik uygulamaları hem çok güzel hem de sağlıklı bir cilt arzu edenlerin ilk tercihi haline geldi.

Günümüzde hepimiz sağlıklı olmanın içten dışa bir bütün olduğunu ve bunun cilt rengimizden yaşıtlarımıza nazaran daha genç görünmek olduğunun farkındayız. Güzel görünmenin yanı sıra yeterli su içmenin, egzersiz yapmanın ve düzenli beslenmenin hem yaşam kalitemizi yükselttiği hem de daha güzel görünmeyi sağladığı bir gerçek. Tüm bunların yanında daha güzel görünmek adına yapılan estetik uygulamalar ise artık yerini daha doğal yöntemlere bıraktı. Daha genç ve güzel görünmek için yapılan uygulamaların başında gelen medikal estetik uygulamalarına artan talep de bunun bir göstergesi.

Estetik Uzmanı  Dr.Alp Mamak'a göre geçtiğimiz senelerde, solaryumdan Afrikalı cilt rengine ulaşmak genç kızlar ve erkekler tarafından tercih ediliyordu ve karakteristik, yüz bütününe uygun buruna sahip insanlar bile burun estetiği tercih ediyordu. Bu günlerde ise bu işlemleri yaptıran solaryumdan kalma cilt lekelerinin tedavisi için kimyasal peeling uygulatıyor ve cilt rengini açtırıyor; beraberinde cilt kuruması yaşadıkları için mezoterapi ile nem kaybı gideriliyor. Yapılan burun estetiği sonrası daha doğal bir görünüm için burun sırtı dolduruluyor ve daha nice yaklaşımla geçmiş hataların tamiri yapılıyor. Dolgu ve botox uygulamalarında da kadınlar artık doğal bir görüntü talep ediyor. Dudak dolgusunda çok daha fazla ürünle şişmiş bir görüntü yerine hafif kontur belirginleştirme tercih sebebleri.

Uzman Dr.Alp Mamak artık insanların daha gergin ve genç bir yüz için ameliyat olmadan mezoterapi ve mezolifting uygulamalarını seçtiğinin altını çizerken, uygulanan bu yöntemlerin cilde doğal vitamin ve mineral desteği sağladığını, iyi bir beslenme, su tüketimi ve egzersizle birlikte 10 yaşa kadar daha genç bir görüntü elde edildiğini söyledi. Doğal ve sağlıklı bir görünüm elde etmek isteyenlerin ise öncelikli tercihinin ozonterapi uygulaması olduğunu söyleyen Dr. Alp Mamak 'Haftada 1, toplamda 10 seans uygulanan ozonterapi sayesinde kişinin hem daha zinde olup hem de hastalıklara karşı direncinin artması mümkün' diye söyledi.

[ ... ]

Kalıcı makyaj neden yapılır?

Kalıcı makyaj nasıl yapılır? Yaz mevsiminde havalar ısınmasıyla çekilmez bir hal alan sıcak havalar bazen makyaj yapmaya izin vermiyor.

Bir de tatilde denize giriyorsanız, havuzla fazla haşır neşirseniz işiniz oldukça zor olsa gerek. Son dönemde kadınların fazlaca rağbet ettiği kalıcı makyaj ile bu sorununuzu kolayca çözebilirsiniz.

Kalıcı makyaj uygulamaları sayesinde şekilli kaşlar, renkli dudaklar ve belirgin gözlerle denizde ya da havuzda bakımlı görünmeniz mümkün.

12 yıldır profesyonel olarak kalıcı makyaj uygulayan uzman estetisyen Berna Bilir, bu konuda merak ettiklerini yanıtladı:

- Kalıcı makyaj nedir?

Kalıcı makyajı "mikro steril tek kullanımlık iğne yardımıyla doğal mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması" olarak tanımlayabiliriz.

- Öncesinde herhangi bir test yapılıyor mu?

Evet, öncesinde kişiyi mutlaka alerji testinden geçiriyoruz.

- Uygulama ne kadar sürüyor ve kalıcılığı ne kadar?

Makyaj uygulaması yaklaşık 1,5 saati buluyor. Ancak tek seansta tamamlanıyor. Uyguladığımız makyaj 2-3 yıl kadar da kalıcı oluyor.

- Bu makyajın avantajları neler?

Öncelikle parlak ve homojen olmayan makyaja oranla daha doğal görünüyor. Özellikle çalışan kadınların gözdesi olan kalıcı makyaj "tazeleme" derdini ortadan kaldırıyor. Zamandan ve bütçeden tasarruf edilmesini sağlarken, kozmetik ürünlere alerjisi olan kadınların da vazgeçilmezi.

- Kalıcı makyaj uygulamaların sonucunda ne sağlanıyor?

"Kozmetik dövme" sayılabilecek bu işlem sonucunda kaş, göz çizgisi veya dudaklara, cilt rengine uyumlu makyaj uygulayarak küçük kusurların kapatılması veya anatomik bozuklukların giderilmesi de sağlanıyor.

- Uygulamada kullandığınız ürünlerin özelliği nedir?

Bu alanda dünyada ne uygulanıyorsa Türkiye'de de aynısı yapılıyor çünkü trendleri yakından izliyoruz. Kullandığımız tüm malzemeler yurt dışından geliyor. Anti-alerjik, su bazlı ve bitkisel pigmentler kullanılıyor. Bu boyalar kesinlikle kimyasal katkı ve boya içermiyor.

[ ... ]

Fondöteni kullanırken nelere dikkat edilmeli?

Fondöteni doğru kullanmakFondöten nasıl kullanılır? Fondöten kullanırken nelere dikkat edilmeli?

Ciltteki lekeleri kapatmak ve tüm yüzün aynı renkte olmasını sağlamak için etkin bir yol olan fondöteninizi mutlaka az miktarda sürmelisiniz. Yüzünüzde belirginleşmesi gereken noktalar, gözler ve dudaklar olmalıdır.

Yağlı ciltlilerin yarı sıvı bir fondöten, cildi kuru olanların ise krem şeklinde bir fondöten kullanmaları makyajın daha güzel görünmesini sağlar.

Fondöten yüze nasıl sürülmeli?

Krem ya da sıvı fondötenleri yüzünüze daha ince ve düzgün bir tabaka halinde sürebilmek için, önce elinizin içinde yumuşatabilirsiniz. Yumuşattıktan sonra ise bundan burnunuza, yanaklarınıza, çenenize ve alnınıza birer nokta kondurun. Çubuk halinde bir krem kullanıyorsanız bu saydığımız yerlere bununla küçük birer çizgi çizin. Fondöteni parmak uçlarınıza daireler çizerek güzelce yayınız.

- Çenede; yukarıya, dışa doğru.

- Yanaklarda; dışarıya doğru.

- Alnınızda; bir yandan öbür yana.

- Burunda; aşağıya, burun ucunun altına.
Cilt lekelerine dikkat!... 
- Göz etrafında; daire halinde gözkapaklarına doğru iyice yayın. Fondöteni boynunuza sürmenize gerek yok. Ancak boyun ile yüzünüz arasındaki geçişin sert olmaması için bu bölgeye biraz daha özen göstermelisiniz. Ayrıca fondöteni sürdükten sonra yüzünüzde sünger dolaştırıp fazlalıkları almayı unutmayın.

Fondötenin ömrü ne kadardır?

Bir fondötenin ömrü, açılmadan 1-1,5 sene, açıldıktan sonra ise 5-6 aydır. Pudra fondötenler, akıcı kıvamlılara kıyasla daha uzun ömürlüdür. 1 yıl kullanılabilirler.

[ ... ]

Bu besinler saçlarınıza iyi geliyor

Bu besinler saça yarıyorSağlıklı saçlara sahip olmak için yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor.

Derleme Haber Ajansı'na göre yediğiniz besinler saçları da etkiliyor.

DEMİR: Saçların uzamasını hızlandırır. Kırmızı et, kabuklu deniz hayvanları, güçlendirilmiş tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

PROTEİN: Saç tellerinin yapı taşıdır. Doymuş yağ oranı düşük protein almak için beyaz ve kırmızı eti karıştırabilir ya da deniz ürünlerini tercih edebilirsiniz.

BİYONİT, B6, B12 VİTAMİNLERİ: Saç köklerinde yeni saç tellerinin oluşmasını sağlar. Tam tahıllı ekmeklerde, yulafta, az yağlı süt ve peynirde, yumurtada, somon balığında, kabuklu yemişlerde bulunur.

ÇİNKO: Çinkoda bulunan doğal yağlar saçlara parlaklık verir. Kırmızı et, kabuklu yemişler, nohut, kabak çekirdeği ve yoğurtta bulunur.

C VİTAMİNİ: Saç derisinde hücre yenilenmesine yardımcı olur. Çilek, kivi, mango, portakal, ahududu, kırmızı dolmalık biber gibi parlak renkli sebze ve meyvelerde bol miktarda C vitamini vardır.

A VİTAMİNİ: Sağlıklı saçlar için gereklidir. Elma, kayısı ve tatlı patates iyi birer A vitamini kaynağıdır.

ANTİOKSİDANLAR: Hücre yenilenmesine yardımcı olarak saç derisini güçlendirir. Siyah çikolatada, otlarda, böğürtlen ve çilek gibi kabuksuz etli meyvelerde bulunur. Sağlıklı saçlar için süper besinler.

[ ... ]

Dar kıyafetler cildinizi kurutuyor

Dar kıyafetler cildi kurutuyorCildinizde gerilme hissi, pul pul soyulmalar, kepeklenme, çatlaklar ve kaşıntı varsa cildiniz kurumuş olabilir

Her türlü nemlendiriciyi ve kozmetik ürünü denemenize rağmen cilt kuruluğundan kurtulamıyorsanız bir dermatologa başvurmanız gerektiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Eda Kumbasar uyarıyor: "Rasgele kremler seçmek yerine bir uzmanın önerisiyle deri tipinize ve şikayetlerinize uygun nemlendiriciler kullanın. En önemlisi de cilt kuruluğuna neden olan farktörlerden korunun. Örneğin; kısa banyolar yapın, banyodan sonra mutlaka nemlendirici ve yağlarınızı sürün, güneşten, soğuktan ve kimyasallardan uzak durun."

Kimlerde cilt kuruluğu görülür? 
İnsanlar yaşlandıkça daha çok ortaya çıkan bir tablo olan kuru deri ‘Kserozis’ olarak bilinir. Yaşlanmayla beraber daha kuru ve daha az yağlı bir cilt oluşur. Derinin üst tabakasının yaklaşık yüzde 10 kadarlık bir kısmını su oluşturur. Bu tabakadaki suyun azalması deride çatlama, kaşıntı ve kuruluğa neden olur. Cilt kuruluğu olan kişilerin çoğunda altta yatan bir hastalık yoktur. Kuru cilde sahip olan kişilerin büyük çoğunluğunu ise sık duş alan kişiler oluşturur. Son yıllarda insanlarda duş alma sıklığı arttıkça kserozis sıklığının da arttığı dikkati çekmektedir.

Cilt kuruluğunun sebepleri nelerdi?
Kuru cilde neden olan çevresel etkenler; sıcak su, deterjanlar, giysilerden dolayı oluşan sürtünme, sık hava yolculuğu, rüzgara maruz kalmak, çevre kirliliği, klima ve diğer kimyasal maddeler olarak sıralanabilir. Atopik egzama, kalıtsal bazı hastalıklar, ihtiyosis, sedef gibi cilt hastalıkları, metabolik faktörler, tiroit bezinin yeterince çalışamaması, aşırı kilo kaybı ve ilerleyen yaş kuru deriye neden olan diğer faktörlerdir.

Cilt kuruluğu nasıl anlaşılır, belirtileri nelerdir? 
Deri kuruluğunun ilk belirtisi, deride donuk gri beyaz bir renktir. Kuruluk arttıkça renk değişikliğine ek olarak ciltte gerilme hissi, pul pul soyulmalar, kepeklenme, deri yüzeyinde pürüzlenme, çatlaklar, yarıklanmalar oluşur. Kaşıntı, kuru derinin neden olduğu diğer bir şikayettir. Kuruluk tedavi edilmezse sonunda egzamalar oluşabilir.

Cilt tipinin (kuru, yağlı, karma) nasıl olduğunu anlamak mümkün mü? 
Deride kepeklenme, gerilme hissi ve kaşıntı şikayetleri varsa kuru cilt tipi olarak değerlendirilir. Akneye meyilliyse, gün içerisinde ve sabah uyandığında ciltte parlama oluyorsa, gözenekler genişleme ve siyah noktalar varsa yağlı cilt olarak değerlendirilir. Bazı kişilerde ise yüz bölgesinde özellikle yer yer kuruma, kepeklenme fakat belli bölgelerde ise yağlanma, parlama şikayeti olur. Bu tip ciltler ise karma cilt olarak değerlendirilir.

Cilt kuruluğu özellikle hangi bölgelerde görülür? 
Su kaybının regülasyonu, vücudun bölgelerine göre farklılıklar gösterir. Kuruluk kollarda, bacaklarda ve gövdede daha belirgin olur; çünkü bu bölgelerde daha az yağ bezleri vardır. Yüz diğer vücut bölgelerine göre daha su geçirmezdir. Deri geçirgenliğinde ise lipitlerin (yağların) kritik rolleri vardır. Sık duş alındığında doğal deri lipitlerinin yeniden oluşabilmesi için yeterli süre olmadığı için kuruluk özellikle yağ bezleri daha az olan kol ve bacaklarda daha belirgin olur.

Cildi kuruyan biri, kuru ciltler için olan ürünleri mi almalı, yoksa öncesinde dermatologa mı başvurmalı?
Cilt kuruluğu olan kişiler mutlaka bir dermatoloji uzmanına danışmadırlar. Kişinin şikayetleri, belirtilerin süresi ve şiddeti, tedavinin şeklini belirler. Bazı olgularda sadece nemlendiriciler yeterli olurken, belirtilerin şiddetli olduğu olgularda antihistaminik ilaçlar, topikal kortikosteroid kremler vermek gerekebilir. Çok sayıda ve markada nemlendirici olduğundan rasgele bir nemlendirici kullanımı doğru değildir. Hastanın deri tipine ve şikayetlerine uygun nemlendiriciler önerilmelidir.

Cildi kuru olanlar ne tür kozmetik ürünler kullanmalı?
Kuru cilt problemi olan hastalar yağ içinde su emülsiyonu dediğimiz deriyi daha yoğun nemlendiren ürünler kullanabilirler. Deride iritasyon problemi olmayan kişiler ise üre ihtiva eden kozmetik nemlediricilerden fayda görebilirler. Banyo sonunda kullanılan vücut yağları derinin nem kaybını engeller. Bu tip kozmetik ürünlerin de oldukça faydası vardır.

Soğuk-sıcak hava, mevsimler, güneş, sauna, hamam, kese ve vücut peelingi cildi nasıl etkiler? 
Kuru deri, stratum korneum tabakasının nem içeriğinin azalmasıdır. Sıcağa ve soğuğa maruz kalan ciltte transepidermal su kaybı artar ve bu artış cildin kurumasına neden olur.  Ayrıca kış mevsimi de cilt kuruluğuna neden olur. Dönemsel kuruluk dendiğinde ‘kış kaşıntısı’ olarak da bilinen soğuğa bağlı kserosis akla gelir. Kış aylarında düşük neme bağlı olarak gelişen bu tablodan korunmak için mutlaka koruyucu giysiler giyilmeli, nemlendiriciler kullanılmalıdır. Güneş de, hem ısı hem de ışın etkisiyle derinin nem kaybına neden olur. Kozmetik açıdan kaba ve kuru bir deri görüntüsüne mahkum olmamak için yaz ve kış ayları boyunca güneş koruyucu ürünler kullanmak gerekir. Güneş koruyucular deri hasarını ve derinin kurumasını engeller.  Suyla sık temasta bulunmak derinin nem kaybına neden olduğundan, kişilerin çok sık kese ve peeling uygulamaları yaptırması da sakıncalıdır. Kese ve peeling sırasında deride oluşan sürtünmeye bağlı iritasyon, kuruluğun şiddetini daha da artırır.

Cilt kuruluğunu önlemek için neler yapmalı?

• SOĞUKTA ELDİVEN TAKIN: Özellikle sonbahar ve kış aylarında düşük nem oranına bağlı olarak daha sık deri kuruluğu gelişir. Soğuk havalarda açıkta kalan bölgeleri, özellikle ellerimizi eldivenle korumamız gerekir.

• KISA DUŞ ALIN: Sık duş almak vücut hijyeni için gerekli olsa da; uzun süren, banyo köpükleriyle yapılan ve çok sıcak suyla alınan duşlar deri kuruluğunu arttırır. Bu nedenle banyo ve duş süresi kısa tutulmalı, duştan çıktıktan sonra mutlaka cilt tipine uygun nemlendiriciler kullanılmalı.

• YAĞLI SABUN KULLANIN: Sabunlar deriyi kuruttuğundan pH’ı 5.5 sabunsuz temizleyiciler veya yağ ve gliserin oranı yüksek sabunlar kullanılmalıdır.

• KİMYASALLARDAN KORUNUN: Sık deterjan, aseton ve kimyasallarla temastan kaçınılmalıdır.

• ÇOK DAR GİYİNMEYİN: Çok dar giysiler sürtünmeye bağlı deride kuruluk ve iritasyona neden olabileceğinden kıyafet şeçimine dikkat edilmelidir.

• OFİSİ NEMLENDİRİN: Özellikle ofis ortamında çalışanlar, klimanın neden olduğu düşük neme bağlı cilt kuruluğundan şikayet edebilirler. Odanın nem oranının düşük olmamasına dikkat edilmelidir.

Cildin kurumaması için beslenmede nelere dikkat edilmeli?
Yaz aylarında terlemeye bağlı kişilerde oluşan susuzluk hissi, su içilmesi için kişiyi uyarır; fakat kış aylarında genellikle su tüketimi azalır. Cilt kuruluğunu engellemek için dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bol su tüketimidir. Sadece suyla değil, bitki çayları ya da meyve sularından da gerekli sıvı ihtiyacı karşılanabilir. Ayrıca su dışında yediğimiz besinler de cilt kuruluğuna etki eder. Hızla oluşan kilo kayıpları, dengesiz beslenme deride kuruluğa neden olur. Özellikle bol meyve ve sebze tüketimi cilt sağlımız için gereklidir. Doymamış yağ asitlerinden (sıvı yağ) zengin beslenme de cilt kuruluğunu önlemede fayda sağlar. Yemeklerde yeterli miktarda sıvı yağ tüketmekte fayda var.

[ ... ]

Güzel göğüsler için ne yapmalısınız?

Güzel göğüsler için ne yapmalıGöğüslerinizin kusursuz ve güzel görünmesi için birkaç egzersize ne dersiniz

Göğüslerinizin kusursuz görünmesi için birkaç egzersize ne dersiniz ?
Soru: Göğüslerimi daha büyük göstermemin bir yolu var mı? Bir ürün istemiyorum, hiçbir şey satın almadan evde kendi başıma uygulayabileceğim bir şey istiyorum. Lütfen yardımcı olun :) Teşekkürler . :) Lara.

Cevap: Bütün kadınlar iyi görünüşlü göğüslere sahip olmak ister. Fakat sorunu cevaplamadan önce, sana küçük bir anatomi dersi vereyim. Göğüsleriniz aslında yağ dokusundan veya adi poz dokudan oluşmaktadır o yüzden göğüslerinizin büyüklüğü genetiğiniz, ağırlığınız, sağlığınız, yaşınız gibi adlandırılan faktörlerle orada ne kadar yağ depoladığınıza bağlıdır. Göğüslerinizin altında doğrudan doğruya uzan kaslara “pektoral” adı verilir. Kısmen göğüslerinizin yumuşaklığından sorumludur.

Sorunuzun cevabı: hayır, göğüslerinizin büyüklüğü için hiç bir şey yapamazsınız. ( kısaca kilo almak veya estetik yapmak dışında). Fakat, pektoral kaslarınızı, a.k.a göğüs kaslarınızı çalıştırarak daha büyük, daha sıkı ve şekilli görünmesini sağlayabilirsiniz.

Fakat iyi haber, sutyenin içine 20 dolarlık bir fatura sokabilirsin.—göğüslerini daha iyi göstermenize yardımcı olacak mucizevi bir ürün, krem yada alet yok. Bir kuruş harcamadan evde yapabileceğiniz üç egzersizi tavsiye ediyorum, 6 veya 8 haftada daha sıkı ve büyük göğüslere sahip olacaksınız. Haftada iki veya üç kere her hareket setlerinde 1-3, 8-15 hareketleri yapın ve sonuçları göreceğinize garanti veriyorum. İyi eğlenceler…

1-Değiştirilmiş İteleme

A:Yüz üstü yatın, dizlerinizi bükün, bağdaş kurun; ayak bileklerinizi kesiştirin. Dirseklerinizi bükün ve omurgalarınızın önünde avuçlarınızı zemine koyun. Avuçlarınız ve dizlerinizden denge sağlayarak kollarınızı güçlendirin ve vücudunuzu kaldırın. Alnınızı zemine bakar şekilde çenenizi göğüslerinize doğru birkaç santim eğin. Abdominalinizi sıkılaştırın.

B: Dirseklerinizi bükün ve tüm vücudunuzla eğin, göğüslerinizi zemine değdirmek yerine sadece üst kollarınız zemine paralel olana kadar eğilin. Şınav çekin. Hareketin sonunda dirseklerinizi kenetlemeyin ve bu korkunç şeyi yapmayın “baş reveransı”. Vücudunuzun her hangi bir bölümünü hareket ettirmeden yere doğru başınızı eğin.

2. Çorba Çanağı Hareketi

A: Ayaklarınızı zemine düz ve her iki ellinizde de çorba kasesi veya dambıl olacak şekilde sırt üstü uzanın. Kollarınız doğrudan doğruya omuzlarınızın üzerindeyken ve avuçlarınız dışa dönük bakarken çorba kasesini yukarıya doğru itin. Karnınızı içeriye çekin fakat sırtınızı yere yapıştırmayın, aynı zamanda da yukarıya doğru kabartmayın. Çenenizi göğsünüze doğru eğin.

B: Dirsekleriniz hafifçe zemine değene kadar çorba kasesini aşağıya ve biraz yana doğru alçaltın. Ağırlıkları bırakın, dirseklerinizin kenetlenmemesine dikkat edin veya kürek kemiğinizi zeminden kalkmasına izin vermeyin.
Not: ( eşit ağırlıkta çorba kaselerini kullanın, bunlar çok hafif olduğunda, iki pines ol şişesini bakliyat veya çakıl taşı ile doldurabilirsiniz.)

3-Eğik Uçuş

A) Başınızı, ensenizi ve üst sırtınızı birkaç büyük yastıkla destekleyerek zemine uzanın. Her iki elinizle de çorba kasesi veya dam bul tutun ve avuçlarınız birbirine bakar pozisyonda, ağırlıkları doğrudan doğruya göğsünüze bastırın. Belkemiğiniz ile boynunuzu hizaya getirmek için çenenizi göğsünüze doğru eğin; sırtınızı eğmeden ve düzleştirmeden doğal pozisyonunuzu koruyun.

B) Her iki yanınızda dirsekleriniz aşağıya doğru inerken kollarınızın mesafesini açın, dirsekleriniz hafifçe yere değene kadar ağırlıkları alçaltın. Dirsekleriniz bükükken, ağırlığı kaldırın, göğsünüzün üstünde bir fıçının olduğunu ve bu fıçının etrafını sarmak için kollarınızı çok açmak zorunda olduğunuzu düşünün
[ ... ]

Makyaj'da renk uyumunuz

Makyaj'da renk uyumu nasıl olmalıSiz bayanlar makyaj yaparken renk uyumuna dikkat ediyor musunuz işte size makyaj renk uyumun'da küçük ama etkili sırlar

Makyaj'da da bir sanatta olduğu gibi chiaroscuro olarak adlandırılan ışık ve gölge tekniğinin iki basit kuralını bilmek gerekiyor. Açık renkler ışık verir ve hacim kazandırır, koyu renkler gölge yapar ve hacmi küçültür.

Chiaroscuro ışık ve gölge tekniğini yüz makyajı uyguladığımızda, açık renkler, yüzümüzdeki dar alanları geniş göstermek, çökük ve koyu bölümlerini yumuşatmak için; koyu renkler ise, çok geniş bölümleri daraltmak, uzun bölümleri kısa göstermek için kullanılır.

Makyaj'da İki ayrı renk yan yana geldiğinde çarpıcı bir zıtlık ortaya çıkar. Buna kontrast denir. Makyajdaki temel prensip, bu kontrastlardan yararlanarak yüzdeki ufak kusurları düzeltmektir. Örneğin, burnunuza uyguladığınız rengin daha koyusunu burun ucuna ve burun kanatlarına uyguladığınızda burnunuz normalden daha kısa ve ince görünecektir. Ayni yoğunlukta ama ayni olmayan iki rengi yan yana koyarsak, parlak olan renk her zaman daha açık görünür. Ayni koyuluktaki mavi ile sariyi yan yana koyduğumuzda mavinin daha koyu görünmesi gibi.

Siyah ve beyaz, ışık ve tonun en güçlü kontrastını yaratan iki renktir. Siyah, koyu ve tonludur. Saf ve duru bir rengin yanında daha canlı ve parlak görünür. Diğer yandan beyaz, şeffaf ve durudur. Tüm renkler beyazın yanında koyu görünür. Siyah, karıştırıldığı rengi kasvetli yapar ve parlaklığını azaltır; beyaz ise canlandırır.

Kontrast sadece açık ve koyu veya sıcak ve soğuk renklerin bir araya gelmesiyle kesinlikle oluşmaz. O rengi Tamamlayıcı kontrastlar da vardır. Bunlar bir araya gelince birbirlerini takviye eden renklerdir. Birbirleriyle karışınca ise, yok olup gri-kahve bir renk alırlar. Tamamlayıcı kontrastlar, özellikle göz makyajında gölgeyi nötralize etmek ve göz rengini ortaya çıkarmak için sıkça kullanılır. Kahve turuncu, mor pembe göz farı uygulamaları gibi.

Hızlı makyaj yaparken

Teninizde
Cildiniz donuksa kayısı ve bej tonlarında bir makyaj altı sürmenizi tavsiye ediyoruz.
Göz altlarınızda morluklar, yüzünüzde sivilce ve kızarıklıklar varsa kesinlikle bir kapatıcı concealer kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı. Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize güzelce yedirin.
Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle ayni tonda veya yarim ton daha açık seçin.
Büyük bir fırça ile pudranızı ve allığınızı sürünüz.

Göz makyajı
Üst göz kapağınızın tamamına göz farını sürünüz. Gözleriniz koyu renk ise ideal far renkleriniz bej ve sedef tonlarıdır. Açık renk gözlerde her renk rahatlıkla kullanılabilir. Gri, siyah ve kahverengi derin bir bakış; mavi ve yeşil tonları ise daha genç bir görünüm size verir.
Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerinden kalem çekiniz. Pamuklu çubuk ile çizgiyi dağıtıp gölgelendirin.
Kirpiklerinizi tarayın ve iki kat rimel sürün.

Dudak makyajı
Dudak kalemi kullanıyorsanız, rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çevreleyiniz.
Fırça ile rujunuzu sürün. Dudaklarınızın tam ortasına bir parça parlatıcı ekleyiniz.
[ ... ]

Vücut çatlaklarına son verin

Vücuttaki çatlaklara son verinKadınların korkulu rüyası vucutdaki çatlaklar peki bunlara son vermeye ne dersiniz..

Kadınların korkulu rüyası çatlaklardan kurtulmanızın işte yolları...
Uzmanlar, çatlakların büyüme çağındaki genç kızlarda, gebelerde ve kortizon tedavisi sonucunda ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Vücut çatlaklarını tıpkı birer yara izi gibi değerlendirmek mümkün. Cilt aşırı derecede basınçla karşılaştığında yıpranır. Dolayısıyla cildin yapısı bozulur ve çatlaklar ortaya çıkar. Önceleri pembe renkli olan bu çatlaklar zamanla beyaza yakın bir renk alır. Ciltteki bu noktalar bronzlaşmaz ve gözden kaybolmaz. Bu çatlakları ortadan kaldırmaktansa çatlak oluşumunu önlemek daha kolaydır. Çatlakların ortadan kaldırılması için ise, çoğu zaman basit estetik müdahalelere veya kozmetik ürünlerine ihtiyaç duyulur.

Soğuk suyla duş yapmak en iyi çözümlerden biri. Duşu çatlakların bulunduğu bölgenin üzerine tutarak dairesel hareketlerle gezdirmek de kan dolaşımını artıracağı için, yeni oluşmuş taze çatlakların ortadan kaldırılması için etkili bir yöntem. Bu şekilde hücreler canlanarak yeniden elastik bir yapıya kavuşacak, dolayısıyla da çatlaklar kaybolacaktır.

Nerelerde daha sık görülür?

Çatlaklara daha çok göğüs, karın ve bel çevresinde rastlanır.

Göğüsler: Vücudun en nazik organları arasında yer alırlar. Göğüsleri saran doku oldukça ince ve hassastır. Bu bölgedeki çatlaklar gelişme çağında bile oluşabilir. Buna rağmen çatlakların çoğunlukla doğum sonrasında ortaya çıktıkları görülür.

Karın: Bu bölgede ortaya çıkan çatlakların oluşumunda da gebelik dönemi önemli bir rol oynar. Genişleyen karın yüzeyi yıpranır ve esnekliğini kaybeder. Vücudun bu bölgesinde çatlak oluşumunu önlemek için cilde badem yağıyla masaj yapmak ve kozmetik ürünlerden faydalanmak olumlu sonuç verir.

Bel çevresi: Daha çok bel çevresiyle belin üst kısmında görülen çatlaklar her yaşta ortaya çıkabilir. Cinsiyet farkı gözetmeksizin kadın ve erkekte meydana gelen bu tür çatlakların en önemli nedenlerinden biri; kısa zamanda çok miktarda kilo alıp vermektir. Bu şekilde oluşan çatlakları önlemek için doğru beslenme alışkanlıkları edinmek ve kilo alıp vermekten kaçınmak önem taşır.

Kozmetik ürünlerinin etkisi Vücudun her bölgesinde kullanılabilen kozmetik ürünleri, içeriklerinde yer alan kolajen, hyalüranik asit, elastin ve vitaminler sayesinde cilde tekrar esneklik kazandırırlar. Günde 1 kez, çatlakların bulunduğu bölge üzerine hafif bir şekilde masaj yaparak uygulayacağınız kremler sayesinde istenen etkiyi elde edebilirsiniz.

Çatlaklar oldukça belirgin ve beyaz renkliyse, genellikle kozmetik ürünler ve soğuk duş gibi çözümlerle yeterli etki sağlanamaz. Bu yöntemler sadece başka çatlakların oluşumunu önlemek amacıyla kullanılabilir. Beyaz renkli ve oluşumu uzun zaman öncesine dayanan çatlaklardan kurtulmak için tıbbi uygulamalara ihtiyaç duyulur.

Bu uygulamaları şöyle sıralamak mümkün:

1 Bitkisel peeling:

Bitkilerden oluşan toz halindeki özel bir karışım, özel losyonuyla sulandırılarak çatlakların olduğu bölgeye masaj hareketleriyle uygulanıyor. Uygulama yapıldıktan 1 hafta sonra ciltte soyulma meydana geliyor. Bu şekilde derideki düzey farklılıkları azaltıldığı gibi, bitkilerin özellikleri nedeniyle cildin kan dolaşımı uyarılıyor. Bunun sonucunda da gergin ve canlı bir görünüm ortaya çıkıyor. Bu işlem, çatlaklar çok ileri düzeyde olmadığı takdirde, karın gevşeme ve sarkmalarında da uygulanıyor.

2 AHA peeling:

Glikolik asit kullanılarak yapılan AHA peeling, yeni başlayan dikey çatlakların tedavisinde etkili bir yöntem. Vücut bölgesi önce glikolik asit içeren temizleyicilerle temizleniyor. Arkasından glikolik asidin yüzde 40’tan başlayan konsantrasyondaki solüsyonları uygulanıyor. Seanslar haftada 1 kez yapılıyor ve seans sayısı kişiye göre değişiyor.

3 İontoferez:

Bu yöntemle çatlakların altında eksilen kolajen yapının uyarılması ve doldurulması amaçlanıyor. Bunun için kolajen içeren ampüller cilde sürülüyor. Ardından yaklaşık 5 - 6 dakika kadar galvanik akım veriliyor ve kolajenin cildin alt tabakasına iletilmesi sağlanıyor. Haftada 2 - 3 seans şeklinde uygulanıyor. Ortalama 2,5 - 3 aylık bir tedavi süresi gerektiriyor.

Beslenmeye dikkat

Cildin esnek ve formunda olması için sadece dıştan korunması değil, içten de beslenmesi gerekiyor. Cildinize gereken özeni göstermek istiyorsanız, öncelikle işe beslenme düzeninizi değiştirerek başlamalısınız. Bu yüzden yediklerinize dikkat etmenizde fayda var.

Yoğurt, süt, taze sebze ve meyveleri masadan eksik etmeyin.

Serbest radikallerle savaşarak hücre yenilenmesinde önemli bir rol oynayan E ve C vitamini içeren yumurta, süt ve süt ürünleri gibi besinleri tercih edin.

Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olan besinleri tüketin. Böylece daha parlak ve sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz.

Günde 1 - 1,5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Cilde gereken nemi sağladığınız takdirde esnekliğini uzun bir süre koruyabilirsiniz.

Çatlakları önlemek için öneriler

Bütün rahatsızlıklarda olduğu gibi, vücut çatlaklarının da oluşmasını önlemek, tedavi etmekten daha kolaydır. Bunun için de öncelikle cildin elastikiyetinin sağlanması gerekir. Ayrıca bazı hususlara da dikkat etmelisiniz:

Kısa zamanda aşırı miktarda kilo alıp vermekten kaçının. Cilt, vücuttaki yağ miktarının artıp azalmasıyla birlikte aynı hızda esnemeyi başaramadığı için yıpranır ve çatlaklar oluşur.

Cildin elastikiyetini kazanması ve koruması için çaba sarf edin. Bu amaçla yumuşatıcı yağlar, A, E ve F vitamini, kolajen, elastin ve hyalüranik asit yönünden zengin çatlak giderici kozmetik ürünleri düzenli olarak kullanmayı alışkanlık haline getirin.

Çok dar giysiler giymemeye özen gösterin. Bu tür giysiler kan dolaşımını güçleştirerek, cilde gereken oksijenin sağlanmasını engeller. Oksijen almayan cilt yeteri kadar beslenemediği için daha kolay yıpranır ve deformasyona uğrar.
[ ... ]

Uzun boylu bayanlar dikkat

Uzun boylu bayanlar dikkatVücut tipi göz rengi gibi birçok fiziksel özellik bazı rahatsızlıklara yakalanma riskinin yüksek olduğunu gösteriyor

İngiliz Daily Mail gazetesi, bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalara dayanarak, çeşitli fiziksel özelliklerin işaret ettiği hastalıkları listeledi. Gazete, vücut yapısı, göz rengi gibi birçok özelliğin bazı rahatsızlıklara yakalanma riskinin yüksek olduğunu gösterdiğini yazdı.

Açık renk gözler: Mavi, yeşil ya da gri gözlü insanların gözlerinde melonom oluşma ihtimali daha yüksek. Koyu renk gözlerde, daha bol olan melanin pigmenti koruma sağlıyor. Açık renk gözlülerde, körlüğe yol açabilen "yaşa bağlı maküler dejenerasyon" hastalığı da daha sık görülüyor.

Küçük ayaklar: Küçük ayaklı kadınlar doğum sırasında daha sık sorunla karşılaşıyor. Kadınlarda küçük ayakların, leğenkemiğinin dar olduğuna işaret ettiği, dar leğenkemiğinin de doğumu zorlaştırdığı belirtiliyor.

Kellik: Prostat kanseri ve kalp hastalıkları riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. Saçları tepeden seyrelen erkeklerin, alın kısmından kelleşen erkeklere oranla prostat kanserine yakalanma riskinin iki kat fazla olduğu belirlendi. Kalp hastalıkları riski de alın kısmından kelleşmeye başlayan erkeklerde yüzde 9, tepeden kelleşenlerde yüzde 23, tamamen kel olanlarda ise yüzde 36 daha fazla.

Kısa bacaklar: Kalp hastalıkları riskini artırıyor. Doğumdan ergenlik çağına kadar yeterince sağlıklı beslenmeyen insanlar genellikle daha kısa bacaklı olurken, bu dönemdeki beslenme şekli kemik gelişimi ve kalp sağlığı üzerinde de rol oynuyor.

Uzun parmaklar: Boylarına oranla uzun parmaklı olan erkekler depresyona girmeye daha yatkın oluyor. Bu durumun, ana rahmindeyken üretilen testosteron seviyesiyle ilgili olduğu sanılıyor. Fazla testosteron, sinir sistemini etkileyerek depresyon ihtimalini artırıyor, aynı zamanda parmakların gelişimini de etkiliyor.

Geniş, yuvarlak yüz: Uyku apnesine yakalanma ihtimalinin fazla olduğunu gösteriyor. Geniş, kısa bir kafaya sahip olanların hava kanallarının da kısa olduğu ve bu durumun uyurken nefesin kesilmesine yol açtığı belirtiliyor.

Buruşuk kulak memesi: Kulak memelerinde çapraz şekilde buruşukluk olanların kalp hastalıklarına yakalanma riski daha yüksek oluyor. Ana rahminde yetersiz beslenmenin kulak memesinde bu şekilde buruşukluk oluşmasına yol açtığı tahmin ediliyor.

Asimetrik eller: Sperm sayısının düşük olduğunu gösteriyor. Elleri simetrik olan ve yüzük parmakları uzun olan erkeklerin baba olma ihtimali daha fazla. İngiltere'de yapılan bir araştırmada, sperm sayısı en az olan erkeklerin en asimetrik ellere sahip olduğu görüldü.

Uzun boy: Uzun boylu kadınların meme kanserine yakalanma ihtimali daha yüksek oluyor. Hollanda'da yapılan bir araştırmaya göre, menopoz sonrası kadınlarda normal boyun üzerindeki her 5 cm'de meme kanseri riski de yüzde 7 oranında artıyor. Böylece normal boydan 10 cm uzun olan bir kadının meme kanserine yakalanma riski de yüzde 14 oluyor. Araştırmacılar bu durumu, uzun boylu kadınların ergenlik dönemine daha erken girmesiyle ilişkilendiriyor. Bu da kanserle bağlantısı olan seks ve büyüme hormonundan kaynaklanıyor.
[ ... ]

Saç modelleri kişiliğinizi yansıtıyor

Kişiliğinize göre saç önerileriKişiliğinize göre saç stilleri, haber detayına bir göz atınızç

Yenilenmek herkesin hayalidir, bebek gibi bir cilt, ipek gibi parlayan saçlar ve hayatın tüm güzelliklerini içimizde hisederek severek yaşamak çok güzel bir duygu olsa gerek. Bu yıl yeni akımlar yeni bakış açıları ve elbette yeni kişiliğinizle hep hayalinizdeki kişi olma yılınız. Aydınlanma çağının ilk ışıkları heryeri aydınlatmaya başladı bile. Kim olmak isterdiniz dünya modası size soruyor cevaplayınız lütfen.

Siz dişiliğinizi konuşturmaktan zevk alacaksınız. Kırmızı rujunuz büyük gözlükleriniz, doğadan çalınmış inci takılarınız ve romantik dalgalarıyla geçmişten gelip modern çizgiyi başarıyla yakalamış bir kadınsınız.  Saç renginiz bakır ve kırmızı karışımı bir ton. Kakülleriniz gözlerinizin kenarından geçip gidiyor ve siz eski bir resimden çıkıp foto shoplanmış gibi özel ve özenilmişsiniz. Erkekler mum kokan saçlarınıza bayılacaklar.

Seksenlerin lüx kızlarından mısınız?

Pahalı etekleri, swaroski taşlar, vatkalar metaller. Kolyeler uzun ve karmaşık saçlarınız KİM WİLDE havasında aslan başı değil ama yanlar yapışık önler kabarıkdaha başka ne var derseniz . Ortadan ayrılmış çarlinin melekleri edasıyla salınan dalgalı ve sarı saçlarınız, koyu kalemlerle çevrilmiş gözleriniz ve  büyük küpeleriniz ile eskinin yeniyle sarılması gibi özgürce yürüyebilirsiniz.. Gölge röflenin ilk yılları permanın zirveye yerleştiği altın çağ yeniden canlanıyor ..aradaki farkı soranlara cevap veriyorum. Gölgelerin tonları iki renk kızıl küllü  ve "permalar bitkisel" saçlarda sadece hafif bir hareket sağlıyor. Eskisi gibi kıvıı kıvır değil ve hülya avşarın mandalla toplanmış saç modelini biraz yenileyip tekrar kullnabilirsiniz deneyin, neden olmasın..

Şekil dışı mısınız?

top şeklinde bir çantayı taşımaktan çekinmiyorsanız.boynunuzda istiridye kabuğuna benzer takılar takabiliyorsanız. İnce ve uzun topuklular giyebilecek kadar kendinize güveniyorsanız kabarık etekler giyebilirseniz. Saçlarınızın her iki yanını kazıtın önleri uzun bırakın Rihanna'yı kıskandırın. Korkusuz ve özenli gözmakyajınızı silik ve beyazla bireştirin. Tüm şekillerin dışında bir imaj aratın ve  etrafınızı siz aydınlatın. Korkmayın. Sizi anlatan bir dövme yaptırın dümdüz küt kestirin saçlarınızı altın bakır ya da mix bakıra boyatın. Tamamen kuaförünüzle bütünleşin ve en ilginç ve havalı saçı taşıyın..

Savaşçı mısınız?

Twilight efsanesi ile günümüzün en trend karakterleri bile artık melek yüz yerine evcilleşmiş vahşi karakterlere döndüler. Böylece masumiyet yerini acılı Meksika yemeklerine bıraktı. Siz siyah seversiniz bu tartışılmaz çelik ve deri tercih edersiniz. Ardınızda iz bıraktığına eminim ve sizden korkmamak elde değil. Kesip atabilirsiniz bir anda her şeyi.. Saçlarınız metalik sarı aralarında viyole tonlar  kaçınılmaz ıslak ve keskin bakıyorsunuz, buz gibisiniz ama içiniz sadece size yaklaşmaya cesareti olanlar tarafından keşfedilebilir. Küt kahkül, extrem bakışlar sıkı toplanmış saçlar ve siz bir amazon kadar özgür ve hayatınıza hakimsiniz.

Dünya modasındaki bu akımlar benide etkiledi ve boynumda Japonca bir figür var artık herkes anlmını merak ediyor ama söylemiyorum. Saçlarımı her an kısaltabilirim ama kendime bakıyorum erkek saçlarında daha jön saçlar ve out olan kirli saklallar moda!

[ ... ]

Kozmetiğin doğalı olur mu?

Doğal kozmetik olur mu?Piyasada doğal diye nitelendirilen kozmetik ürünler gerçekten doğal mıdır?

Anadolu Üniversitesi (AÜ) Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yasemin Yazan, piyasada 'doğal' diye nitelendirilen birçok kozmetik ürün olduğunu söyleyerek, 'Tüketici bu konuda dikkatli olmalı tamamen doğal ürün söz konusu değildir' diye söyledi.

Prof. Dr. Yasemin Yazan, gazetecilere yaptığı açıklamada, insanların sağlığına veya temizliğine verdiği önemi cilt sağlığına da vermesi gerektiğini belirterek, dış görünümün önemli olduğunu ve bu konuda cildin güzelliğinin ön plana çıktığını söyledi.

Kozmetik ürün kullanırken, cildi temizleme ve nemlendirmenin önemine işaret eden Yazan, 'Cilt bakımı ürünleri bugün, kozmetik ürünler arasında en büyük bölümü oluşturuyor. Kozmetik ürünlerin ham maddesinin doğal olabilmesi için bazı özellikleri taşıması gerekir. Birincisi bitki örtüsünden, hayvanlardan alınmalı ve mineral kaynaklı olmalı. İkincisi yenilenebilen yani tekrar tekrar elde edilebilir olmalı ve son olarak da büyük oranda elde edilip belli bir amacı olmalı' diye konuştu.

TÜMÜYLE DOĞALDIR DİYE BİR ŞEY YOK

Prof. Dr. Yazan, bir başka yaklaşımda da doğal ürünlerin, kimyasal tepkimelerden uzak olan ham maddeler olduğunun söylendiğini anlatarak, kimyasal tepkimeye girmemiş hiçbir ham maddenin söz konusu olmadığı uyarısında bulundu.

Yazan, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bazı etiketlerde 'hiçbir sentetik madde içermez' ibaresi vardır. Böyle bir şey dünyada bir saçmalık olarak kabul edilir. 'Tümüyle doğaldır' diye bir şey yok. Ancak, doğal ham maddelerin kullanıldığı kozmetik ürünler vardır elbette. Bu doğal ham maddeler yalnız bu amaca yönelik yenilenebilen ham maddeler bile olsa, bunların cilt üzerinde beklenmedik birtakım etkileri çıkabilir. Hatta sıkı yönetmeliklere bağlı olan sentetik ham maddelere göre daha fazla olabilir diye söyleniyor. Çünkü doğal ham maddelerin bağlı olduğu çok sıkı yönetmelikler yok henüz. Onun için kozmetik bilimciler birtakım yollar arıyorlar. Doğal ham maddelerin yararları tabii ki çok yüksek ama bunların hem alerji yapmayan hem toksik (zehir etkisi) olmayan ve ciltte tahrişe neden olmayan özelliklerini belirlemek için birtakım yönetmelikler gerçekleştirmeye çalışıyorlar.'

TÜKETİCİ NE YAPMALI?

Doğal olduğuna inanarak herhangi bir kozmetik ürünü satın almadan önce, tüketicinin dikkat etmesi gereken hususlar olduğunu bildiren Prof. Dr. Yazan, şunları söyledi:

'Kozmetik ürünlerin tamamı olmasa bile bazıları için doğal olduğunu kanıtlayan bazı logolar geliştirildi. EcoCert logosu bunların en önemlileridir. Bu logo, ürünün büyük oranda doğal olduğunu gösterir. Bunun dışında geliştirilen bir diğer logo da Cosmebio logosudur. Yani biyolojik olarak kabul edilen kozmetik anlamına gelir. Tüketiciler bu logolara dikkat edebilir. Bu logoları taşıyan kozmetik ürünler bütün testlerden geçirilmiş ve tüketiciye sunulmuştur.'

Prof. Dr. Yazan, tüketicileri, kozmetik ürünleri aldıkları yer konusunda uyararak, tüketicilerin dışından kozmetik almamasını da önerdi.

[ ... ]

Soğan ve kekik ayak sağlığına iyi geliyor

Soğan nasıra iyi gelir, kekik yağı ayak kokusunu önlerSoğan ve kekik yağının faydaları nelerdir?

Kuruyan, aşınmış ve yorgun ayaklara günlük bakım şart. Ayrıca nasır ve mantar bulunan ayakları bitkisel çözümlerle bu sorunlardan kurtarabilirsiniz. Doğal ürün uzmanı Volkan Kurt ayak sağlığının bitkisel çözümlerini sıralıyor.

Dost başa, düşman ayağa bakar. Bunu genellikle test etmişsinizdir. O halde bu kadar çok bakılan ayaklarınızı bakımlı ve güzel bir hale getirmek gerekir. Aslında ayaklara çok özen göstermeli. Çünkü bedenin bütün yükünü çeken ayaklardır. Bundan dolayı da birçok sorun ayaklarda baş gösteriyor.

Öncelikle sağlıksız ayakkabılar ve çoraplar kadınlarda birçok ayak problemine neden olabiliyor. Modaya uymak adına giyilen dar ve sıkı ayakkabılar beraberinde birçok sorun getirebiliyor. Örneğin nasır, ayak tabanlarında, parmak uçlarında, parmakların yan tarafında ve avuç içlerinde görülebiliyor. Bazen sürtünme de nasır yapabiliyor. Eğer nasıra kötü bir ayakkabı neden oluyorsa, onu giymekte ısrar etmeyin. Temizliğe özen göstermek lazım. Pedikür sırasında kullanılan aletlerinizin steril olmasına mutlaka dikkat edin. Şunu unutmayın: Her şeyde olduğu gibi ayaklar için de çok güzel doğal çözümler bulunuyor.

Ayağı rahat ettirin!

Dar ayakkabıların meydana getirdiği basınç yüzünden parmak araları sertleşir ve deri zamanla kalınlaşır. O nedenle ayakkabıların yumuşak deriden olmasına önem gösterin. Ön kısımlarının geniş olmasına, ayağı rahat ettirmesine dikkat edin. Deri ayakkabıda ayağınızın hava alması sağlanır.

Öncelikle ayaklarınızı birçok rahatsızlıktan korumak için temiz tutmanız gerekiyor. Sentetik ya da yün çoraplar giymeyin. Mutlaka naylon çorap giymek zorunda olanlar, en azından ayaklarına daha sık bakım yapmalılar. En sağlıklısı pamuklu çorap giymektir. Ve her gün temiz çorap giymeye özen gösterin. Evde havlularınızı ve terliğinizi de başkasına giydirmeyin.

Çayağacı yağı ile ayak mantarına çözüm

Ayak mantarı ve nasır sorunların başında geliyor. Özellikle parmak aralarında ve altında kaşıntı ile kendini gösteren bu hastalık, birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bakteri, mantar gibi mikroorganizmalar ayakta koku da meydana getirir. Bir bayanın ayağının kokması hiç hoş değildir. Mantar hastalığından muzdarip olanlar, şiddetli kaşıntı ile meydana gelen kaşıntıdan da acı çekerler. Hasta deri kızarır ve kabarcıklı bir görünüm oluşur. Size bu sorunlar için bazı bitkisel yollar önereceğim.

- Ayaklarınızda mantar sorunu var ise, çayağacı yağını aynısafa kremini ve İsveç şurubunu tavsiye etmek istiyorum. Ayaklarınızı sabunlu su ile yıkayın. Tırnaklarınızı fırçalayın. Bir pamuğa İsveç şurubunu, bir miktar dökün. Bütün ayaklarınızı bu karışım ile güzelce silin. Şurup kuruduktan sonra, aynısefa kremini uygulayın. (Bu kremi doğal ürün dükkanlarında bulabilirsiniz) 1 veya 2 aylık uygulamada olumlu sonuç yüzünüzü güldürecektir.

- Ayrıca ‘çay ağacı bitkisi' olarak bilinen bitki de ayak mantarına iyi gelir. Çünkü virüs öldürücü özelliği vardır. 3 litre sıcak suya, 15 damla çay ağacı yağı ekleyin. Bu suya ayaklarınızı koyun ve bekleyin. 10 dakika sonra sudan çıkın. Ayağınız kurusun. Yarım saat sonra da bu yağı parmak aralarına sürün.

Nasırın çözümü soğanda!

Nasırın varlığı ve acısı insanı strese sokar. Onun için de bazı önlemler var: Soğan nasır için doğal ilaçlardan biridir. Önce 10 dakika sıcak suda ayağınızı bekletin. Bu işlemden sonra kağıt havlu ile iyice ıslaklığı kurulayın. Bir tencereye ilave ettiğiniz sirke içerisine bir soğan atın. Bu soğan özellikle kırmızı soğan olmalı. Kaynattığınız soğanı ezin ve nasırın üzerini kaplayın. O bölgeyi bir sargı bezi ile bağlayın. Nasır sökülene kadar, haftada iki kez bu uygulamayı yapın.

Ayrıca günümüzde artık bitki özlü kremler üretildi. Ayak için ‘dinlendirici ayak kremleri' de çıktı. İçinde badem yağı, adaçayı ve biberiye gibi doğal bitkilerin ve gliserin ve mentol gibi maddelerin bulunduğu bu kremler kuruyan, aşınmış ve yorgun ayakların günlük bakımını sağlar. Bu krem yeni nasırların oluşumunu ve ayakların çatlamasını önlemeye de yardımcı olur. İçinde badem yağı ve gliserin olan kremler ise cildi yumuşatır ve nemlendirerek esnekliğini yeniden kazandırır. Adaçayı ve kekik yağını ayağınıza haftada bir veya iki kez sürebilirsiniz. Hoş olmayan kokuları önler bu tür doğal yağlar. Biberiye kremi ise dolaşımı hızlandırır.

Kayatuzu banyosu

Kimi zaman ayak derisi çok kurur ve kalınlaşır. Ölü deri sürülen yumuşatıcı kremleri ememez. Bu durumda ‘ayak peeling'i yapmalısınız. Her banyodan hemen sonra uygulanırsa sonuçlar daha iyi olur. İşte tarifi: 3 çorba kaşığı yulaf ezmesini, 2 çorba kaşığı mısır irmiğini, bir çorba kaşığı deniz tuzunu, 10 damla nane esans yağını ve 10 damla limon yağını bir kaba koyun. İçine yoğuracak kadar su ekleyin ve iyice kıvamlaşınca bu malzemeyi iki avucunuza alarak ayağınızın her tarafını iyice bu malzemeyle ile kaplayın. 5-10 dakika süren bir ovma ile bu sürdüğünüz malzeme ile masaj yapın. Sonra yine ova ova bu maskeyi çıkarın. 10 dakika bekleyin. Aynı işlemi yine yapın. Ayaklarınızı yıkayın ve nemlendirici sürün.

Nane yağı ve susam yağı ayaklar için idealdir. Tabii sadece mutlaka bir hastalık olması da gerekmiyor ayaklara özen göstermeniz için. Çok yürüyen ve sürekli uzun topuklu ayakkabı giyen kişilerin ayakları da özel bakım ister. Bir miktar ılık suyun içine nane yapı, susam yağı ve biraz pudra dökün. Ayaklarınızı, bacaklarınızı bu karışımla ovun. Kuru ciltler için harika bir
karışımdır. Kayatuzu banyosunu ayrıca ayaklarınız için her akşam yapabilirsiniz. 2 litre soğuk suya, 1 avuç dolusu ince kaya tuzu ekleyin ve ayaklarınızı bu suyun içinde 15 dakika bekletin.

[ ... ]

Estetikte yapılan 5 hata

Estetikte yapılan 5 hataGüzelleşmek uğruna çirkinleşmemek için neler yapılmalı?

İlk bakışta estetik olduğu belli olan burunlar, silikonlu olduğu her şekilde kendini gösteren dudaklar, bir kökten sekiz telin fışkırdığı ekim hatasına maruz kalmış şaçlar. Tüm bunlar hatalı estetik ameliyatların kötü sonuçları. Peki güzelleşmek uğruna çirkinleşmemek ve sağlığımızdan olmamak için neler yapmalıdır?
  
TÜBİTAK ödüllü Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, estetik operasyonlarda yapılan hataların en çok burun ameliyatlarında yapıldığını belirtti.

Prof. Dr. Kışlaoğlu, kötü bir estetikle karşılaşmamanın en iyi yolunun, başlangıçta o konudaki uzman doktoru seçmek olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, "Estetik cerrahide birinci ameliyatlar en kolay ve en güzel sonuç alınan ameliyatlardır. Ameliyat olmuş vakalarda genellikle dokular bozulmuştur. Bu nedenle yapılacak ikinci ameliyat daha zordur ve istenilen sonucu almak daha güçtür" diye konuştu.

Prof. Erol Kışlaoğlu, bu durumun başlıca sebebinin kişilerin uzman olmayan doktorlara başvurması olduğunu belirterek estetik ameliyatlarda yapılan en önemli ilk 5 hatayı şöyle anlattı:

1-BURUN ESTETİĞİ

Erol Kışlaoğlu, burun operasyonlarında rastlanan en büyük hatanın doğal olmayan, çok fazla kalkık, yüze uyumsuz ve bakıldığında ameliyatlı olduğu açıkça belli olan burunlar olduğunu belirtiyor.

Bunun önemli bir nedeninin de burun ameliyatlarının bazen plastik cerrah olmayan hekimler tarafından yapılması olduğunu vurgulayarak, bazı doktorların hava yolunu açarken burundan gereğinden fazla kemik ve kıkırdak aldığını ve açıkta kalan kemikleri yaklaştırmadan operasyonu sonlandırdığını açıkladı.

Eğri kısımları düzeltmek yerine çıkarıp aldıklarını söyleyen Kışlaoğlu, bu hatanın zaman içerisinde kişi için büyük sorunlar yaratabileceğini de sözlerine ekledi.

Erol Kışlaoğlu'na göre; burun ameliyatlarında yapılan diğer bir hata da, nefes alma problemi olan kişilerin önce nefes yolu açma yani septoplasti sonra da burun estetiği yani rinoplasti ameliyatı yaptırmaları. Oysa septoplasti sırasında kıkırdak doku alınıyor, sonraki ameliyat için yeterli doku kalmıyor. Bu iki ameliyata ihtiyacı olduğunu düşünenler ikisini de bir arada olmayı planlamalılar. Burun ameliyatlarıyla ilgili oluşabilecek diğer bir sorun da açık burun ameliyatları sonrasında iki burun deliğinin arasında özellikle esmer tenli kişilerde iz kalması.

Hatalar:

- Hiç doğal görünmeyen, fazla kalkık, yüzle uyumlu olmayan burunlar.

- Fazla kıkırdak ve kemik alındığı için çok kötü bir görünüme sahip burunlar oluyor ki İleride bunları düzeltmek için kaburgadan kemik ya da kulaktan kıkırdak alınması gerekiyor.

- Yanlış ameliyatlar sonrası hasta nefes almakta zorlanabiliyor.

2-LIPOSUCTION

Erol Kışlaoğlu, liposuciton ameliyatlarında yapılan en büyük hatanın hastayı zayıflatmak amacıyla gerekenden çok daha fazla yağ çekilmesi olduğunu belirtiyor. Kışlaoğlu'na göre liposuction bir zayıflatma değil bir şekillendirme ameliyatı. Burada amaç vücudu fazlalıklar nedeniyle şekil bozukluğu olan bölgelerini daha biçimli hale getirmek.

Fazla yağ çekilmesinin öncelikle hastanın sağlığı açısından büyük risk taşıdığını belirten Kışlaoğlu şu açıklamalarda bulundu; "Liposuciton ameliyatın sonuçlarında bazı şekil bozuklukları ve deformasyon oluşabiliyor. Derinin belirli bir küçülebilme kapasitesi var ve bu kapasitenin üzerine çıkıldığında deride sarkıklıklar, çukurluklar meydana geliyor.

Hatalar:

- Liposuctionda en önemli risk, yanlış ameliyat sırasında veya sonrasında damarlarda pıhtı oluşarak akciğerlerde tromboemboliye neden olması. Bu öyle bir hataki kişiyi ölüme götürebiliyor.
- Yine bilinçsiz bir cerrah eli ile düzgün olmayan, çukurlu görünümler ortaya çıkabiliyor.
- Karın bölgesine yapılan yanlış liposuction ameliyatları nedeniyle sarkmalar meydana geliyor.
- Özellikle yaşı ileri hastalarda, diz kapağının üzerinden yağ alma işlemi doğru yapılmazsa buradaki deri dizin üzerine sarkabiliyor.
- Doğru uygulanmadığı takdirde de ciddi yanıklara bile neden olabiliyor.

3-GÖĞÜS ESTETİĞİ

Erol Kışlaoğlu'na göre göğüs büyütme ameliyatlarında en büyük sorun hastayla doktor arasında doğru bir iletişimin sağlanamaması ve göğüs ölçüsünde ortak bir karara varılamaması. Bunun sonucunda hasta yeni ölçüsüne alışamayabiliyor ya da başta beğense bile sonra taşıyamıyor.

Göğüs büyütme ameliyatlarında da diğer estetik operasyonlarda olduğu gibi en büyük sorun doğal olmayan sonuçlar. Çok büyük protezler doğal sonuçlar vermiyor, ayrıca zorlanarak konduğu için bazı komplikasyonlara da neden olabiliyor.

Hatalar:

- Doğal olmayan, uzaktan bakıldığında sert iki küre gibi duran göğüsler.
- İki göğüs arasında eşitsizlik, asimetrik görüntü.
- Protezlerin zamanla hastayı rahatsız edecek kadar büyük olması.
- Zorlanarak konan protezlerin komplikasyonlara neden olması. Örneğin; nadir rastlansa da, kapsül kontraktürü olarak adlandırılan durumda protezin çevresinde vücut sert bir zırh oluşturabiliyor.

4-DUDAK DOLGUNLAŞTIRMA

Burun gibi dudakta yüzün en dikkat çekici bölgesi olduğundan yapılacak en küçük bir hata hemen belli oluyor. Erol Kışlaoğlu, dudak dolgunlaştırmak amacıyla kişinin kendi dokusunun kullanılabileceği veya hyalüronik asit gibi doğal maddelerin de tercih edilebileceğini belirtti.

Hatalar:

- Çok yapay ve şiş görüntüler
- Vücutla uyumlu olmayan dolgu maddelerinin doğurduğu hem görünüm hem de sağlık açısından sorun yaratan komplikasyonlar.

5-SAÇ EKME

Saç ekme basit gibi görünse de hem hasta, hem de doktor açısından son derece önemli ve dikkat isteyen bir operasyon. Mikro implantasyon yönteminde her bir saç kökü tek tek alınarak ekiliyor. Bu işlemde sabır gösterilmez ya da tecrübeli eller tarafından yapılmazsa birçok sorun çıkabiliyor.

Saçlar alın ve şakaklardaki girintilere sadık kalınmadan ekildiğinde, başın üst kısmında toplanan saçlar çember şeklinde peruğa benzeyen bir görüntünün olmasına neden oluyor.

Hatalar:

- Peruğa benzeyen doğal olmayan bir görüntü ortaya çıkabiliyor.
- Saç köklerinin tek tek değil bir arada ekilmesinden dolayı bir kökten fışkıran onlarca teli gösterebiliriz.

[ ... ]

Çantalarınız için inanılmaz bir ürün