Blog Widget by LinkWithin

Cilt lekelerine dikkat!...

01.02.2009 - 01.03.2009 içindeki 12 yayından en yeni 9 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
01.02.2009 - 01.03.2009 içindeki 12 yayından en yeni 9 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

Masallardaki güzel kadınlar

Bütün kadınlar sonsuz güzelliğe sahip olmak ister. Masallarda güzel prenseslerin, dünya mitolojilerinde güzel kadınların hikâyeleri anlatılır durur. En güzel şarkılar güzel kadınlara yazılır...

Bu böylece uzar gider...

Kışa girerken siz de kendinizi güzel hissetmek ve etrafınıza güzel bir ışık saçmak istiyorsanız işte bizden size özel birkaç tavsiye.

Kışın etkisini nasıl doğada görüyorsak cildimizde de aynı şekilde görürüz. Yapraklar nasıl kuruyup dallarından dökülüyorsa, bizim de cildimiz öyle kuruyor. Kışın özellikle ayaklarımızın, boynumuzun, ellerimizin bakıma ihtiyacı var. Kuruyan cildinizin ışıldaması için masaj yaptırmayı unutmayın. Ellerinize, mutlaka el losyonu ile masaj yapın. Kış boyunca masal prensesleri gibi süzülmek istiyorsanız işte size birkaç basit öneri:

Pürüzsüz bir cilt için...

Hardal yağı, zeytin ve susam yağını karıştırırarak tüm vücudunuza sürün. Cildinizin bebek gibi olduğunu hissedeceksiniz.

Cildinizi yenilemeye ne dersiniz?

Meyve asitleri, ölü deri hücrelerinin atılmasını sağlar. Bir portakalı alıp ikiye bölün ve yarısını bir kaba sıkın, içerisine toz şeker ve zeytin yağı ekledikten sonra karıştırın. Portakalın diğer yarısı ile vücudunuzun kuru bölgelerini ovun (diz kapakları ve dirseklerinizi gibi yoğun kuruluk olan bölgeleri). Son olarak da ölü deriyi temizlemek için karışımı sürüp tekrar ovun. Bol miktarda suyla duruladıktan sonra cildinizin nefes aldığını hissedeceksiniz.

Dudaklarıınızı çatlaklardan uzak tutun...

Dolgun, bakımlı ve güzel görünen dudak dişiliğin ve seksiliğin sembolüdür. Dudaklarımız çok hassas olduğu için özel bir bakım ister. Dudaklarınız, kışın normalden çok daha fazla kurup çatlar. Düzenli olarak güzel bir dudak bakımı ile korumalısınız. Dudaklarınızın daha dolgun ve çatlaksız bir görünüme kavuştuğunu göreceksiniz.

Tırnaklarınızın kırılmasını engelleyebilirsiniz...

Belli aralıklarla tırnaklarınıza tırnak yağı sürün. Tırnaklarınız zayıfsa, kolay kırılıyorsa problem az su içmeniz ile ilgili olabilir. Bol bol su içmeyi unutmayın.

Güçlü saçlara sahip olmak için...

Yüksek proteine sahip yumurta saçı güçlendirir ve parlaklık kazandırır. Bir yumurta, iki yemek kaşığı susam yağı ve iki yemek kaşığı hindistancevizi yağını (zengin nemlendirirci özelliği sahiptir) karıştırın. Hazırladığınız karışımı saçlarınıza sürüp, nemli ve sıcak bir havluyla sarın. 5 -10 dakika bekledikten sonra saçınızı ıslatmadan önce biraz şampuan sürüp bol su ile durulayın.

Ayaklarınızın her zaman bakımlı görünmesini istiyorsanız...

Isırgan otunun insan sağlığı açısından çok değerli olduğuna dikkati çeken uzmanlar, bu bitkinin A, B ve C grubu vitaminleri ve provitamince zengin olduğunu belirtiyor. Ayaklarınızı yumuşak tutmak için ısırgan otunu kaynatarak ılık hale getirdikten sonra ayak banyosu yapmanızı tavsiye ederiz. Ve unutmayın; kışın çok sıcak su ile duş almak cildiniz için çok zararlıdır. Cildinizdeki doğal yağların yok olmasına neden olur.

Kış boyunca harika hissetmek için kendinize zaman ayırın ve kendinizi şımartmayı unutmayın. En kötü hissettiğiniz anda bile aynaya bakarak şunu sorun kendinize: Ayna ayna söyle bana, var mı benden daha güzel bu dünyada?
[ ... ]

Güzelliğin sonucu Kanser olmasın

Uzman görüşü

Kozmetik ürünlerinin neredeyse hepsinde kansere yol açan maddelerin bulunduğu öne sürüldü. Diğer iddialar da çok korkunç.

Takvim, yıllardır tartışılan 'Kozmetik ürünler kanser yapar mı?' sorusunu uzmanlarına sordu, ürkütücü yanıtlar aldı. Tüy dökücü kremlerin bazılarında 'kemoterapi ilaçlarının seyreltilmiş halinin' bulunduğunu, uzun süre kullanılan kozmetiklerin kanser riskini arttırdığını okuyunca çok şaşıracaksınız.


Hemen hemen tüm kadınlar, daha da güzel görünmek uğruna çareyi kozmetik ürünlerde buluyor. Ancak kadınlar bu ürünlere masum bir istekle başvursa da kozmetik ürünlerin sanıldığı kadar masum olmadığı söyleniyor. Yıllardan beri tartışılan "Kozmetik ürünler sağlığa zararlı mı?" tartışmaları yeni bir boyut kazandı. Hayvan haklarını koruyan derneklerin ayaklanmasıyla son yıllarda kozmetik firmaları, ürünlerini hayvanlar üzerinde denemeyi bıraktı!


YENİ DENEKLER KADINLAR MI?
Firmalar, yeni deneklerin ise kadınların olmasına karar verdi! En azından Amerikalılar tarafından ortaya atılan son iddialar bu yöndeydi. Amerika'daki EWG isimli bir sivil toplum örgütünün hazırladığı raporda yer alan bu iddia, ortalığı karıştırdı. Buna göre; şampuanlardan yüz kremlerine, rimellerden rujlara kadar birçok kozmetik ürününün yüzde 99.7'si denenmemiş ürünler içeriyor. Rapordaki bir diğer ürkütücü iddiaya göre de; bu ürünlerin çoğunda kansere neden olan maddeler bulunuyor.


KEMOTERAPİ İLACINDAN FARKSIZ
Araştırmaya göre; makyaj malzemelerindeki kömür katranı, fenilediamin, benzen ve formaldehit gibi kimyasallar uzun süreli kullanımlarda kanser riskini arttırıyor. Kozmetik ürünlerin neden olduğu kanser türleri arasında ise ilk sıralarda; rahim, yumurtalık ve cilt kanseri geliyor. Amerika'nın önde gelen sağlık örgütlerinin de destek verdiği "Güvenli Kozmetikler Kampanyası"nın sonuçlarına göre de; kozmetik ürünlerde kullanılan 10 bin 500 kimyasalın yüzde 89'u sağlık açısından güvenilirlik taşımıyor. Amerikalılar'a göre; kozmetik ürünlerin denetimsizliğindeki en büyük nedeni ise bu ürünlerin ilaçtan sayılmaması oluşturuyor. Örneğin; iddialara göre tüy dökücü kremlerin formülünde kanseri tedavi edici ilaçların yani kemoterapi ilaçlarının seyreltilmiş hali bulunuyor. Ancak yine de bu sağlık açısından riskli kremler bilinçli bir denetimden geçirilmiyor.


PETROL İÇEREN PARFÜMLER
Bir diğer iddiaya göre de; parfümlerin yüzde 95'i sentetik petrolden üretiliyor ve firmalar denetimsizlik yüzünden parfümlerindeki diğer kimyasalları açıklamak zorunda kalmıyor. Bütün bu iddialar da; kadınların ve erkeklerin sırf daha güzel görünmek uğruna nasıl bir tehlikenin içerisinde bulunduğunu gözler önüne seriyor.


[ ... ]

Güzel dudaklar

Güzel dudaklar, dış görünüşü başka hiçbir özelliğin değiştiremeyeceği kadar değiştirip kişiye özel bir güven veriyor. Hal böyle olunca geçen yıllarla beraber dudak estetiğinin de uygulamaları yıldan yıla değişiyor. Büyüleyici ve cezbedici olmak için estetik modası gelişiyor.

Geçen yıllar içinde estetikte yeni teknikler, yeni uygulamalar, yeni trendler gelişiyor. Yıllar içinde modaya göre kimi zaman memeler büyüyor, kimi zaman küçülüyor, kimi zaman kaşlar yay gibi asılıyor kimi zaman daha doğal bırakılıyor... Bazen yüzdeki gerginlikler ilk bakışta anlaşılıyor bazen de bakımlı bir görünüm gibi yansıtılıyor. Tüm bu gelişmeler içinde dudaklar da son dönem ağırlıklı olarak kendini göstermeye başladı. Geçen yıllarla beraber idol kadınlarımız da değiştikçe onlara biraz da olsa benzeyebilmek için ufak operasyonlara açık hale geldik.

1920'lerde Gloria Swanson'unki gibi solgun yüze koyu kırmızı dudaklar modaydı. Herkes, aşk tanrısının ok ve yayına benzer dudaklara sahip olmak istiyordu. 1930'larda herkesin ideali Joan Crawford'du. Ona benzemeye çalışılıyordu. Geniş yaygan dudaklar, doğal dudak kontürü, geniş ağız, üst dudak normalden daha genişti ve küstah bir görünüm vardı. Judy Garland'ın güçlü işaretleri Marlene Dietrich'in küstahlığı ve Ingrid Bergman'ın doğal görünümü ise dudak tarihinde 1940'lara rastlıyor. O yılların belirleyici işaretleri geniş ve daha düz bir dudak çizgisi ile üst dudağın alt dudaktan daha geniş olması. Vee 1950'ler...Ve tabii ki Marilyn Monroe. Onunla birlikte gelen hisli dudaklar, güçlü ağız, doğal çizgiler, hafif açık bir gülümseme ve etkili bir parlatıcı. 1960'larda o dönemin idol kadınları Twiggy ve Natalie Wood ile soluk renkler, sade görünüm ve hippilerin başlangıcı kendini göstermeye başlarken 1970'lerde doğallık ön plana çıktı. O yıllarda örnek alınan kadınlar Farah Fawcett ve Jane Fonda idi. Herkes yine tıpkı onlar gibi kıyafetlere az uyumlu makyaj yapıyordu. 1980'lerdeyse Kim Basinger hayalleri süslüyordu. Dolgun, pembe, mor gibi şok renklerle renklenmiş ve yoğun parlatıcılarla şekillenmiş dudaklar...

Yakın geçmişimiz olan 90'larda ise tüm hayatı etkisi altına almış olan gösteriş ve abartı dudaklarda da ağırlığını hissettirdi. Hedef, daha dolgun, daha kırmızı ve daha hacimli dudaklardı. Ve sıra geldi 2000'lere, yani günümüze... Tıpkı mimaride, modada, aksesuarda olduğu gibi daha doğala dönüş başladı. Natalie Portman gibi yüz ile uyumlu, sağlıklı ve doğal dudak trendi kendini gösteriyor.

Peki tüm dünyada yukarıdaki gibi trend belirleyen kadınlar değişirken ülkemizde neler oluyor? Hangi uygulamalar kendini gösteriyor. Bunlarla ilgili detaylı bilgi almak için işin uzmanıyla, Bellaplast Estetik Cerrahi'nin uzmanlarından Op. Dr. Ayşen Bilgi Sezgin ile konuştuk. "Son dönem dudak modası nasıl? Neler yaptırılıyor" diye sorduğumda Op. Dr. Ayşen Bilge Sezgin "Dudak estetiğinde tabii ki dolgunlaştırmak, volüm artışı sağlamak en sık talep sebebi. İdeali ve istenen ise iç volüm, yani dudağın kırmızı kısmının dolgunlaştırılması" diyor ve ekliyor: "Bu, uzun yıllardır uygulanıyor; iğne ile uygulanan kollagen diye de bilinen ama aslen hyalüronik asit içeren maddeler en sık kullanılan maddeler. Ömürleri genellikle 8-9 ay oluyor. Aslında yüzün başka bir bölgesinde veya başka bir kırışıklıkta daha uzun ömürlü olsa da dudakta bu süre kısalıyor. Hareketli ve mimikli yapısından dolayı ömrü kısa oluyor. Uygulama öncesi lokal anestezi içeren bir krem kullanılıyor veya lokal anestezi yapılıyor.

Dudak dolgunlaştırmada hyalüronik asit dışında yağ enjeksiyonu da tercih edilebiliyor. Ama bu yol volüm kaybı ve kırışıklığı çok fazla olan kişilerde düşünülebiliyor. Yağ enjeksiyonundan sonra bazen ödem ve şişlikler birkaç gün veya daha fazla da s<_script><_script>p;uuml;rebilirken hyalüronik asit, dolgularda kişiyi işinden ve normal yaşantısından fazla uzaklaştırmıyor, hafif bir şişlik olsa da kısa sürede geçiyor. Dr. Sezgin'den öğrendiğim kadarıyla bir de kalıcı dolgu maddeleri mevcut. Ancak bu maddeler herkes için uygun olmayabiliyor. "Silikon gibi yabancı maddeler ise asla kullanılmamalı. Sıvı silikonların kullanımı artık yasak ve uzun vadede pek çok komplikasyona sebep olabiliyor, ayrıca doğal olmayan bir görünüme yol açabiliyor" diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "İçinde akrilat ve benzeri yabancı maddeler içeren dolguları da dudak bölgesine kullanmıyoruz çünkü uzun vadede sertlik ve reaksiyon yapabiliyorlar.

Kimler geliyor?

Dudak dolgunlaştırmak, seveceği dudakları bulmak için dudağınızın doğal yapısıyla birlikte çalışacak bir sistem arayanların büyük bir çoğunluğu (70'ten fazla ülkede 4 milyon'un üzeri tedavi) Restylane Lipp kullanıyor. Restylane Lipp hyaluronik asidin kristal ve berrak bir formu ve dudakta doğal bir madde olarak zaman içinde azalarak kayboluyor.

Peki bu uygulamaları kimler yaptırıyor? Op.Dr. Ayşe Sezgin: "Her yaş grubundan gelen var ancak gençler daha çok rağbet ediyor. Genç yaş grubundaki hastalarımız genellikle kıvrımlı ve dolgun dudak görünümü için başvuruyorlardı. Ancak ileriki yaşlarda genellikle kırışıklıkları gidermek ve atrofik olan yani yaş, sigara içmek, diş ve diş etlerinin çekilmesi gibi sebeplerle azalan dudak volümünün tamamlanması veya artırılması için başvuruyorlar. Özellikle sigara içenlerde üst dudakta pek çok ince kırışıklık oluşur, kırışıklıkların yanında dudak volümü de daha erken yaşlarda ve daha çok azalır. Diş ve diş eti problemleri olan ve dişlerini erken dönemde kaybetmiş olan hastalar daha sık başvururlar. Bu hastalarda genellikle dudak aşağısına inen ve gülme çizgilerine de uzanan çizgiler ve kırışıklıklar oluşur" diyor.

Kimlere benzemek isteniyor?

Dünyada değişen trendler ve modayla beraber benzemek istenilen, hedef olan kadınlardan yazının başlarında bahsetmiştik. Peki ya Türkiye'de? "Eskiden en sık beğenilen ve talep edilen model, Bridget Bardot tipi dudak modeliydi ancak günümüzde uzun süredir Angelina Jolie'nin dudakları isteniyor. Dudakların üst kısmının daha dolgun olması isteniyor ancak bazen yanlış uygulamalar ve dudağın renkli kısmı yerine dudak kontürüne ve burun dudak arası bölgeye yapılan hatalı uygulamalar doğal olmayan dudak görünümüne yol açıyor" diyen Dr. Sezgin şöyle devam ediyor: "Dudak kenarının hafif yukarıya kıvrımı istenilen bir özellik ancak her yüze uygun olmayabiliyor. Dudağın şeklinin yüz bütününe uyumlu, doğal görünüme yakın olması hedeflenmeli. Çok ince dudakları birden kalınlaştırmak doğru olmaz. Bu, hastanın adaptasyonu açısından olduğu kadar doğal görünüm açısından da çok önemli. Bu kişilere aralıklı uygulamalar yapılması daha uygun oluyor. Dudak şeklinin ve dolgunluğunun yüz şekline orantılı olması çok önemli. Yüzü çok etli ve yuvarlak kişilere Angelina Jolie dudağı yapılması tabii ki düşünülemez. Ayrıca zaten alt çenesi küçük ve geride kişilere üst dudağın daha ileriye çıkıntılı olacak şekilde yapılması da yanlış olur."

Ve bu yazının özeti: Amaç daha güzel ve çekici bir görünüm ise uygulamanın yüzün bütününe uyum göstermesi önemli. Son dönem Çağla Şıkel ve Türkan Şoray tipi dudaklar istenilen dudak şekillerine örnek. Dudakların hem üst kısmının orta bölgesinin üste alt kısmının da aşağıya kıvrımlı olması istenilen bir özellik. Alt dudağın orta bölümünün alta doğru hafif kıvrık olması ise çok talep edilen...

[ ... ]

Arı sütü ile gelen güzellik


Asırlardır sağlık ve güzellik için kullanılan arı sütünden kozmetik endüstrisi yararlanıyor. Cildi yenileyen, kırışıkları gidermeye yarayan arı sütü saçı besleyip nemlendiriyor.


Soğuk havalar, rüzgar gibi mevsim değişiklikleri saçları ciddi şekilde yıpratıyor. Güçsüzleşip sönükleşen saçlar daha kolay kırılıyor hatta dökülüyor. Bu nedenle kışın saçlara ayrı bir özen göstermek şart, bir de özel ürünler kullanmak... Son yıllarda kozmetik dünyasında doğadan ilham alan ürünleri öne çıkıyor. İçeriğinde sağlığa yararlı doğal maddeler bulunan kozmetikler çok daha kısa sürede sağlıklı sonuçlar veriyor. Kozmetik dünyasının kullandığı doğal maddelerden biri de arı sütü. Sağlığa yararları uzun zamandır bilinen arı sütü benzersiz içeriğiyle mucizevi bir besin maddesi. Dünyaya geldiklerinde aynı genetiğe sahip kraliçe arı ve işçi arıyı birbirinden farklılaştıran tek şey arı sütüdür. Tüm yaşamı boyunca arı sütüyle beslenen kraliçe arının ömrü beş yıl, işçi arının ömrü sadece kırk gündür. Pek tabii kraliçe arının işçi arıdan 45 kat daha uzun yaşamasının nedeni olan arı sütünden kozmetik endüstrisinin de yararlanmaması mümkün değildi. Şimdi doku yenileyici özelliğe sahip olan arı sütü şimdi saç bakımında devreye giriyor. LO’real’in yeni piyasaya çıkarttığı Elseve Re-Nutrition Besleyici Bakım Ailesi arı sütünün, saçları besleme ve yüzeyini sürekli nemli tutma özeliklerinden yararlanıyor. Arı sütüyle zenginleştirilmiş ürünler özellikle kurumaya eğilimli ve kuru saçları besleyip dolgunlaştırıyor.

Besleyici gündüz bakımı

KURU saçlar için yaratılan bu hafif dokulu, durulanmayan besleyici gündüz bakımı, saçlarınızı ağırlaştırmadan bakım yapar. Kuru veya ıslak saçlara uygulanabilen ürün günlük kullanıma uygun ve durulanmasına gerek yok. Bu türden durulanmayan bakım ürünlerinin su kısıntılarında ne kadar kullanışlı olduğunu da hatırlatmak isterim. Düzenli kullanıldığında saçlarınıza dolgunluk, esneklik ve canlılık kazandırır.

Gece serumu

Bu, yenilikçi bir ürün. Geceleri siz uyurken saçınıza yoğun bir bakım yapıyor. Yeni silikon teknolojisi ile saç tellerinizi yumuşatan bu ürünle sabah kalktığınızda saçlarınız yenilenmiş ve hayat dolu olur. Ürünü akşamları bir-iki fındık büyüklüğü miktarında, kuru veya ıslak saçlarınızın tamamına uygulayın. Hızla emilen dokusu sayesinde, kullanımdan hemen sonra başınızı çekinmeden yastığa koyabilirsiniz. Ürünü durulamanıza gerek yok.

Yenileyici yoğun maske

KREMSİ dokusu sayesinde saçınızda kolaylıkla dağılır. Yıkanmış, temiz ve nemi alınmış saça uygulanıp bir- iki dakika beklettikten sonra durulanan bu ürün saçlarınızı besler, yumuşak, parlak ve esnek olmalarını sağlar.

Arı sütünde protein ve vitaminler var

ARI sütü gerek sağlıklı gerekse hasta insanların beslenmesinde olduğu kadar cilt ve saç bakımında da son derece iyi sonuçlar veriyor. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için doğal besin olarak tercih edilen arı sütü yoğun antibiyotik kullanan, radyoterapi ve kemoterapi alanlar, enerji ihtiyacı olan sporcular ve gelişme problemi olan çocuklar için dünyada destekleyici besin olarak kullanılıyor.

FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR

Arı sütü, işçi arılar tarafından özellikle ana arıyı beslemek için kafa içi salgı ile yutak bezlerinden salgıladıkları, krem renkli, buruk lezzetle bir sıvı. İçeriğinde proteinler, glusidler, aminoasitler var. Ayrıca arı sütünde yüksek miktarda vitamin, mineral tuzlar ve oligo elementler de yer alıyor. Arı sütü hücre yenilenmesi, üretimi ve metabolizması üzerinde etkili olduğundan bütün dokulara canlılık, sağlık ve enerji veriyor. Özellikle son 20 yıldan bu yana tamamlayıcı besin maddesi olarak geniş bir uygulama alanında kullanılıyor ve tüketiciler tarafından aranılıyor. Arı ürünleri son yıllarda tüm dünyada daha çok kullanılmaya başlandı. Hücre yenileyici özelliğe sahip arı sütü besleyici ve nemlendirici gücü sayesinde saç ve cilt bakımında mucizevi etkileri bulunuyor. Doku ve cildi yeniler, deriyi gerginleştirici etkiye sahip arı sütü kırışıklıkları gideriyor, derinin yağ salgısını düzenliyor. Saçları besleyip nemlendiriyor.

[ ... ]

Sivilcelerden kurtulmaya ne dersiniz?

Sivilce cildimizde ve psikolojimizde izler bırakabilir. En önemli tedavi nedeni bu izleri önlemektir. Sivilce cildimizde ve psikolojimizde izler bırakabilir. En önemli tedavi nedeni bu izleri önlemektir.


Sivilcenin cildimizdeki izlerinin tedavisi Sivilce tedavisinden daha zordur ve yüzde yüz sonuç alındığı söylenemez. Tedavi sonucunda kişinin Sivilceli geçireceği dönem kısalmış olur. Çünkü genelde ergenlik yüzündendir ve geçer denilen bu durumun ne kadar zamanda geçeceğini tahmin etmek zordur. Bazen yıllarca devam eder. Sivilce neden iz bırakır? Sivilcenin derinliği ne kadar fazla ve Sivilce ne kadar büyükse iz bırakma eğilimi o kadar yüksektir. İzler çok çeşitli büyüklükte olabilir. Genelde çöküklükler şeklindedir ama kabarıklıklar da olabilir. Bu hastalar gerçekten acilen tedavi edilmelidir çünkü Sivilce devam ettikçe izler artacaktır. Derinin yüzeyini bozmayan izler ise genelde kızarıklık, kahverengilik şeklinde renk değişiklikleridir, aylarca sürebilir.

Sivilcede deriye sürülen ilaçlar ne zaman ve nasıl kullanılır?
Hafif ve orta şiddetteki Sivilce tedavisinde çoğunlukla bu tür ilaçları kullanırız. Antibiyotik tedavisiyle birlikte de kullanılabilir. Kullanılan ilaçlar krem, jel, losyon, temizlik ürünleri şeklinde olabilirler.

Sivilcede sürülen krem veya losyonlar sadece Sivilce üzerine değil, tüm Sivilceli bölgeye sürülmelidir. Yoksa yeni Sivilce çıkışı engellenemez.
Krem tedavilerinin bile günde kaç kez ve nasıl uygulanacağı önemlidir. Bazılarını akşamları kullanmak gerekir Ya da birkaç krem verildiyse bazı kremler aynı anda kullanılmaz. Çoğu sivilce kremi ciltte hafif kızarıklık, kuruma yapabilir.

O yüzden çok fazla miktarda ve sıklıkta sürülmemelidir. Başlangıçta tahrişi önlemek için her gün sürülmeyebilir. Bu durum hastaya iyi anlatılmazsa hasta yan etkiler nedeniyle tedaviyi bırakabilir ya da tedaviden yeterli sonuç alınmaz. Bazı kremler de koyu renkli eşyaları beyazlatabilir. Hastalar bunu bilmezse birçok kıyafet ve çarşaf kullanılmaz hale gelebilir.

Ağızdan ilaç tedavisi ne zaman verilir?
Antibiyotik tedavisi harici tedavilerin yeterli olmadığı durumlarda uzun süreli kullanılabilir. Özellikle adet bozukluğu ve tüylenme şikayeti olan bayan hastalar hormonal açıdan da incelenmelidir.

Doğum kontrol hapı gibi ilaçlar bu durumlarda kullanılır. Retinoid tedavisi A vitaminine benzer bir ilaçtır. Diğer tedavi yöntemlerine cevap vermeyen veya hızla iz bırakan Sivilceleri olan hastalarda uygulanabilir.

Retinoid tedavisi nasıl bir tedavidir?
Retinoid tedavisi yalnızca cilt hastalıkları uzmanı tarafından uygulanabilen çok etkili bir tedavidir. Hastaya onay formu doldurularak verilir. Kadın hastaların tedavi süresince ve tedaviden sonraki 1 ay boyunca hamile kalmaması gerekir. Düzenli kan tahlilleri ve aylık muayenelerle hasta takip edilir.

Sivilce izleri nasıl tedavi edilir?
Sivilce izlerinde laser, dermabrazyon, kimyasal peeling, dolgu maddeleri, cerrahi yöntemler kullanılabilir. Hastaya göre kullanılacak yöntem değişir.

Lazer tedavisi kime yapılır?
Lazer tedavileri öncelikle izleri gidermeye yöneliktir. Sivilce tedavisinde kullanımıyla ilgili çalışmalar da vardır. Sivilce tedavi edildiğinde bazı hastalarda Sivilce yerlerinde kalan kızarıklıklar ve deri yüzeyini bozan izler hastalar için büyük kozmetik problem oluşturmaya devam eder.

Lazerler nasıl etki eder?
Lazer sistemlerinin bazıları deride soyma yaparak etkili olurlar. 5–10 gün içinde deri yara olup iyileşir. Bir süre hafif bir kızarıklık olabilir. Bu lazerler iz, lekelenme, enfeksiyon gibi riskler nedeniyle sınırlı hastalarda deneyimli doktorlar tarafından uygulandığında başarılı olabilir.

Deriyi soyan lazerlerin uygulama zorluğu nedeniyle kullanımları çok sınırlıdır. Yeni lazer sistemleri bu açıdan çok avantajlıdır. Aslında uzun yıllardır kılcal damar tedavisinde kullanılan Pulse-dye lazer artık hafif ve orta şiddette sivilce ile birlikte olan kızarıklığın tedavisinde kullanılıyor.

Ben de bu lazerle hastanın günlük yaşamını etkilemeden çok başarılı sonuçlar aldım. Bu lazerin ayrıca kollajen üretimini arttırıcı etkisi bulunuyor. Çöküklükler kabarıklıklar şeklinde oluşan izlerde de faydalı olabiliyor. Bu lazer FDA onaylı yurtdışında da çok kullanılan bir lazer çeşidi.

Pulse dye lazer tedavisi kolay mıdır?
Pulse-dye lazer tedavisi hastayı kısa sürede etkili ve güvenli bir şekilde görünüm açısından da memnun eden bir tedavidir. Tedavi süreci hastanın normal yaşamını sürdürmesini kısıtlamaz. Deri yüzeyini etkilemez. Birkaç gün sürebilen kızarıklık, morluklar olabilir. Kapatıcıyla kapatılabilirler. İşe, okula devam edebilirler.

Kaç tedavi seansı gerekir?
Sonuçlar 3–4 haftada alınmaya başlar. Genel olarak bir kaç seans tavsiye edilir. Her tedavi seansı 15–20 dakika kadar kısa sürer.

Tedavi ağrılı mıdır?
Hayır. Tedavi sırasında hafif bir rahatsızlık duyulabilir. Bu genelde bir lastiğin deri yüzeyine çarpması şeklinde bir histir.

Sivilce Tedavisinde yapılan yanlışlar nelerdir?
En önemli eksiklik hasta doktor iletişimidir. Hastanın Sivilce hakkında fazla bilgiye sahip olmaması, hastalara yoğunluk içinde

Sivilce ve tedavi hakkında fazla bilgi verilememesi bir müddet sonra tedavinin yan etkiler nedeniyle ya da işe yaramıyor diye bırakılmasına neden olabilir. Bazı hastalar da ilaçları düzensiz kullanmakta bu yüzden de başarılı sonuç alamamaktadır.

Sivilce tedavisi ne kadar zamanda biter?
Hastaların bazıları kısa sürede sonuç bekler, Her hasta için uygun bir tedavi yöntemi mutlaka vardır.

Ancak kişiden kişiye değişmekle birlikte tedavi nispeten uzun sürer. Sivilce tedavisi basamaklar halinde uygulanır. Mevcut tedaviye cevap alınamıyorsa bir üst basamağa geçilir. Bunun içinde genelde 4–8 hafta kadar beklemek gerekir.

Tedavi sonrası Sivilce tekrarlarsa ne yapmalı?
Öncelikle Sivilce geçse bile doktorla konuşmadan ilaçların bırakılmaması gerekir. Bu gibi durumlarda hastalığın tekrarlama riski daha fazladır. Bazı hastalarda Sivilceler inatçıdır ve gerekirse tedaviler doktor kontrolünde tekrarlanabilir ve sonuç alınır.

Güneşlenmek Sivilceye iyi gelir mi?
Güneş banyosu genelde Sivilce için yararlıdır. Ancak hastaların yüzde 20’sinde kötüleşme gözlenir, bunun nedeni rutubetli bölgelerde bulunma ve fazla terleme dolayısıyla cildin gözeneklerinin daha çok kapanmasıdır.

Bronzlaşmak Sivilceyi baskılar, fakat bu durum da geçicidir. Güneş deri kanseri riskinin artmasına neden olduğundan ve Sivilcede etkili birçok tedavi varken güneşte ve solaryumda yanmak önerilmez. Ayrıca Sivilce tedavisinde kullanılan birçok ilaç güneşe karşı duyarlılık yapar ve yan etkiler gelişebilir.

Tıraş olurken nelere dikkat etmelidir?
Sakalların büyüdüğü yönde, sakalların yumuşamasını sağlamak için duş alırken ya da duştan hemen sonra ve cilde hasar vermeden traş olmak gerekir. Tedavi esnasında cilt hassaslaşır ve kullanılacak ürünlerin doktora danışılmasında fayda vardır.

Makyaj yaparken ve kozmetik kullanımında nelere dikkat etmelidir?
Makyajda yağsız ürünler kullanılmalıdır. Ağır makyaj, gözenekleri tıkar ve Sivilcenin daha kötü olmasına neden olur. Mümkün olduğunca fazla makyaj yapılmamalıdır.

Bazı Sivilce ilaçları deride tahriş ve kurumaya neden olurlar ve normalde kullandığınız temizleyiciler, tonikler cildinizin daha da kötüleşmesine neden olur. Bu çok sık yapılan bir hatadır ve çoğu hasta ilaçların alerji yaptığını düşünerek tedaviyi bırakır.


[ ... ]

Şimdi makyajla genç görünün

Yılların izlerine karşı savaş açarken kullandığımız en etkili silahlardan biri de 'makyaj' Siz de makyaj hileleriyle yaşınızdan çok daha genç görünebilirsiniz.

Zamanı geriye almak ne yazık ki mümkün değil. Tabi ki yaşınızı da. Ancak bazı hilelerle yaşınızı olduğundan çok daha küçük göstermeniz mümkün. İşte burada kadınların vazgeçilmez tutkusu olan makyaj devreye giriyor.

Makyaj adeta sihirli bir değnek gibi birkaç dakika içerisinde 10 yaş daha genç görünmenize yardımcı oluyor Allık ile yüzünüzü daha ince gösterin Pembe veya kayısı tonlarında allık kullanın. Allığı elmacık kemiklerinizin altına sürmemeye dikkat edin. Çünkü çökük yanaklar sizi çok daha yaşlı gösterir. Genç görünmek için kendinizi elma yanaklı yapın. Allığı nereye sürmeniz gerektiğini bilmiyorsanız, aynanın önüne geçin ve gülümseyin. Yanaklarınızın öne çıkan kısmına ise allığı sürebilirsiniz.

Kaşlarınızı biraz öne çıkarın
SARIŞIN veya kumralsanız kaş kalemi ile kaşlarınızın üzerinden geçin. Sonra boyayı pamuklu çubuk yardımıyla hafifçe dağıtın. Son olarak kaşlarınızı fırçalayın. Eğer kaş fırçanız yoksa bunun için diş fırçası kullanabilirsiniz. Kuru diş fırçasının üzerine sprey sıkın ve kaşlarınızı fırçalayın. Böylece belirgin kaşlar yüzünüzü daha ince gösterecek ve dikkatleri gözlerinize toplayacaktır.

Gözünüz ve kaşınız arasındaki mesafeyi açın
Çok renkli far kullanmaktan kaçının. Örneğin fildişi, vanilya veya sütlü kahve gibi renkler tercih edebilirsiniz. Bu sayede kaşlarınız daha kalkık ve gözleriniz, daha büyük görünecektir. Kahverengi farı göz kapağınızın dış köşesine sürdükten sonra aplikatör ile içe doğru yayın ve yukarı doğru dağıtın. Kaşlarınızın altına ise sadece açık renkli bir far kullanın. Ayrıca kahverengi far göz kenarlarınızda bulunan şişlikleri, hatta gözaltı torbalarınızı kamufle eder. Çünkü koyu renklerin kullanıldığı alanlar daha az göze çarpar.
www.kadinca.net

Dudaklarınız Dolgunlaştırın
YAŞ ilerledikçe dudaklar incelir ve kenarlarında ince çizgiler belirmeye başlar. Yaşlılığı belli eden böyle bir görüntüden kurtulmak için ilk adım dudak kalemi ile dudaklarınızın kenarına çerçeve çizmeniz. Dudak kaleminde tercih edeceğiniz renkler pembe veya turuncu tonları olmalı. Dudaklarınıza pudra sürün. Sonra rujunuzu, en son da parlatıcınızı sürün.

Burnunuzu küçültün
İDEAL burun şekli, insan vücudunun üçte biri uzunluğundadır. Fazla uzun bir burnunuz varsa, pudra ile daha kısa görünmesini sağlayabilirsiniz. Bunun için burnunuzun ucuna hafif koyu renk pudra sürün. burnunuz genişse aynı pudrayı burun kenarlarına sürerek de burnunuzun daha ince görünmesini sağlayabilirsiniz.
ww


[ ... ]

Hamileler çatlak ciltlere dikkat!

Gebelikte oluşan cilt çatlakları, bakımlı ve güzel görünmek isteyen anne adaylarının hamilelik sırasında yaşadığı sıkıntılardan biri...

Anne adaylarının hamilelik döneminde yapacakları basit uygulamalarla önüne geçebileceği cilt çatlakları bir kere oluştu mu, tedavisi zor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Sn. Op. Dr. Figen Taşer Güney ise konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Hamilelik sırasında, özellikle karın, kalça, basen ve göğüs bölgesinde, cildin aşırı gerilmesi nedeniyle, kaşıntılar ve bir süre sonra da çatlaklar oluşur. Bu çatlaklara “stria” denir ve strialar bir kez oluştuktan sonra, tedavileri artık çok zordur.”

Özellikle, gebeliğin 3. ayından itibaren, bebeğin gelişimi ve kilo alımı nedeniyle karın bölgesinin gerilip, belirginleşmeye başlaması belirli bölgelerde elastikiyet ve kollajen kaybına neden oluyor. Cildin aşırı gerilmesi kaşıntılara ve bir süre sonra da çatlaklara dönüşüyor. Bu nedenle oluşan cilt çatlakları; doğum sonrası birçok annenin rahatsızlık duyduğu konular arasında.

Güney’e göre basit önlemlerle gebelikte oluşan cilt çatlaklarını en aza indirmek mümkün. Bu yöntemler arasında;

• Cilde, masaj fırçası yardımıyla masaj yaparak, bu bölgelerdeki kan dolaşımını hızlandırmak,

• E ve C vitamini açısından zengin olan, cilt için yararlı meyve, sebze ve fındık gibi besinleri tüketmek,

• Bol bol su içmek,

• Yeterli uyku almaya özen göstermek ve

• Cildi yumuşak ve esnek tutacak, gerilme ile oluşan izleri önleyen, hamileler için özel olarak üretilmiş bir kremi her gün etkin bölgelere uygulamak yer alıyor.

Anne adayları uygulayacakları bu yöntemlerle hamilelik sonrasında da ciltlerinin esnek ve sağlıklı görünmesini sağlayabilir.



Hamilelikte meydana gelen cilt çatlakları ve diğer merak ettiğiniz konularla ilgili olarak www.guzelhamileyim.com sitesinden de daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Unutmayın ki kendimizi iyi hissetmenin yolu iyi görünmekten, iyi görünmenin yolu da alınan önlemlerden geçiyor.


[ ... ]

Cild bakımının 5 önemli hatası

Bir çoğumuz güzelliğimiz ile ilgili ufak tefek hatalar yapmışızdır? Hatta en kusursuz cilde sahip olduğunu düşündüğümüz insanlar bile bazen sivilceleri ile uğraştıklarını söyler ya da makyajlarını temizlemeden yattıklarından bahsederler. Bu küçük hatalar çoğu zaman kısa vadede pek rahatsızlık vermez fakat uzun süre tekrarlanırlarsa etkilerini yüzünüzde görmeniz kaçınılmaz olur. İşte genellikle yapılan hatalar:


1. Hata

Yüzünüzdeki sivilceyi fark ettiğinizde kendinizi tutamıyor ve sıkıyorsunuz.

Zararı: Dermatologlar hep bundan bahseder; sivilceleri patlatmak uzun vadede daha büyük sıkıntılara ve izlere yol açar. Sivilcenizi sıktığınızda, gözeneği tıkayan her ne ise dışarı çıkar ama büyük kısmı içerde, cildin altında kalır. Ama nedense her seferinde yine de sivilcenizi sıkmak, çirkin bir soruna güzel bir çözüm gibi gelir.

Yönteminizi değiştirin: Bunu yine de yapacaksanız, en azından doğru yöntemle yapın. Öncelikle sivilce ve siyah noktalar için özel tasarlanan metal çubuklardan birini alın. Aleti ve sivilceyi alkol ile silin. Ardından çıkıntıyı yumuşatmak için ılık bir kompres uygulayın (ıslak bir bez gibi). En sonunda çıkarıcı aletin deliği ile sivilceyi aynı hizaya getirin ve tam aşağıya doğru ittirin. Bu yöntemi sadece ucu görünen sivilceler ve siyah noktalarda kullanın. Derin kistlerde kullanmanız onları daha kötü hale getirecektir. Ama her zaman için en iyisi, bir dermatoloğa gidin ve o büyük sivilceyi uzmanın ellerine bırakın; bu sayede bir kaç saat içinde kaybolabilirler. Bir başka sivilceyle savaş yöntemi de yeni bir cihaz. Zeno adındaki bu cihaz pille çalışıyor ve ısı terapisi yöntemi ile sivilcedeki bakteri faaliyetini bitirip, beyaz uçlu sivilceye dönüşmesini engelliyor.

2. Hata

Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş kremi yerine, sabun ya da vücut şampuanı kullanıyorsunuz.

Zararı: Tıraş jelleri ya da kremleri, jilete üstünde kayabileceği pürüzsüz bir yüzey sağlayarak cildin kızarmasını ve minik kesikler oluşmasını engeller. Pek çok sabunun etiketinde ‘nemlendiricidir’ yazmasına rağmen, sabunlar cildi tıraş esnasında korumazlar bu yüzden de tıraş sonrasında bacaklarınız pul pul görünebilir.

Yönteminizi değiştirin: Mutlaka kadınlara özel bir tıraş kremi kullanın ama sakın bir erkek tıraş kremi kullanmayın. Kadın traş kremleri cildi dinlendiren ve nemlendirmeye yardımcı olup cildi pullanma ve yara bereye karşı koruyan bitkisel özler içerir. Örneğin bir sonraki traşınızda cildi tıraşa hazırlayan Gilette Satin Care’i tercih edebilirsiniz. Eğer acil bir durumda kalırsanız tıraş kremi yerine saç kremi tercih edin. O bile bacağınızı eski klasik sabununuzdan daha iyi koruyacak ve cildinizin nem dengesini bozmayacaktır.


3. Hata

Siz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.

Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinizin yumuşak ve dirençli yapan elastinini bozup, cildinizde erken yaşlanmayı tetikleyen ve cildin kendi kendini yenileme özelliğini etkileyen zararlı yapılar oluşturur.

Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da içenlerden uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminlerini içeren antioksidan özellik taşıyan bir nemlendirici kullanın.

4. Hata

Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.

Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılması manasında cildiniz için yaralı olabilir. Ancak fazlası kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren krem sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu işlemler cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.

Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici edinin. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, rahatlatıcı jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinize yardımda bulunun.

5. Hata

Makyaj fırçalarınızı nadiren temizliyorsunuz. Bir tek siz kullanıyorsanız neden uğraşacaksınız ki?

Zararı: Fırçalar, zamanla tam bir bakteri yuvası olabilir. Ve fırçayı temizlemezseniz, bakteri birikimi direkt teninize geri döner. Bütün o bakteriler hastalıklara yol açabilecek şekilde gözeneklere yerleşebilir. Bunun yanı sıra kirli fırçalar makyaj malzemesini kolaylıkla alamaz ve bunlarla iyi makyaj yapmak pek mümkün olmaz. Çünkü kılları birbirlerinin üstüne yığılmıştır. Bu da teninizde ve makyajınızda lekelere yol açar.

Yönteminizi değiştirin: Kiri ve bakteriyi atmak için, fırçaları temizleyici bir şampuanla haftada bir kez yıkayın. Ama bırakın makyaj fırçalarını yıkamayı, ikinci bir kat maskara atmaya bile zamanı olmayanlar için çabuk çözümler de mevcut. Örneğin Clinique’inki gibi anti mikrobik teknoloji kullanılarak probleme kökten çözüm getirmek için tasarlanan fırçalar.



[ ... ]

Mükemmel saçlar için 20 öneri

Saç kreminizden saç kesiminize, saç renginizden kullandığınız şekillendiricilere kadar saçlarınızla ilgili bilmeniz gereken ve hayal ettiğiniz saçlara kavuşmak için 20 öneri...

1. Çok kuru saçlar

Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.

2. Normal saçlar
Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.

3. İkisi bir arada
Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç
tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.

4. Ilık su ile durulayın
Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için ide3aldir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su , saçlara mükemmel bir parlaklık verir.

5. En iyi fön stratejisi
Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.

6. Nazik olun
Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.

7. Çok mu streslisiniz?
Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.

8. Ön yargıları unutun
Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın.

9. Saç kremi
Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.

10. Çok ince saçlar
İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin 'uçuşmasını’ engeller.

11. Tatilde bakım
Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.

12. Koruma ve tamir
Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar.Saç kürleri yumuşacık yapar. Ama hangisini kullanmalı?

13. İnce telli saçlara kür uygulamak
Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.

14. Saç maskeleri
Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)

15. Sarı, kızıl ya da kahve
Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.

16. Çabuk kür uygulamak için
Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.

17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar
Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli.b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın.

18. Vaks nasıl kullanılır?
Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.

19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız
Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.

20. Saç spreyi ve parlatıcı
Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin.

[ ... ]

Cilt problemine etkili çözümler için